Yeni eğitim yılına başlarken çocuklarımız ve ailelerimiz için heyecan, umut ve zaman zaman kaygının bir arada yaşandığı bir döneme giriyoruz. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği olarak, okula hazırlığın yalnızca kırtasiye ve okul kıyafetleriyle sınırlı olmadığını; çocukların bedensel, ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarının da bu sürecin merkezinde yer alması gerektiğini vurgulamak isteriz.
Okul başlangıcının yalnızca akademik bir geçiş olmadığını; çocukların duygusal dayanıklılıkları, sosyal ilişkileri ve günlük yaşam alışkanlıkları açısından da önemli bir uyum dönemi olduğunu gözlemliyoruz. Bu süreçte çocukların ihtiyaçlarını anlamak kadar, ailelerin onları nasıl desteklediği de büyük önem taşıyor. Çocuklarımızın okula yalnızca hazır olmalarını değil, kendilerini güvende, anlaşılmış ve desteklenmiş hissederek başlamalarını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Günlük düzeni birlikte oluşturun. Tatil boyunca değişen uyku ve uyanma saatlerini okul düzenine kademeli olarak uyarlayın. Düzenli öğünlere, yeterli uykuya, fiziksel aktiviteye ve oyuna zaman ayırın. Ekran kullanımına ilişkin sınırları çocuğunuzun yaşını ve gelişim düzeyini gözeterek, onun da katılımıyla belirleyin. Özellikle uyku öncesinde ekran kullanımını sonlandırarak sakin bir uykuya hazırlık rutini oluşturun.
Ekran kullanımında yalnızca süreye değil, ekranın çocuğun günlük yaşamında neyin yerini aldığına da dikkat edilmelidir. Ekran; uyku, fiziksel aktivite, oyun, sosyal ilişkiler ve aileyle geçirilen zamanın önüne geçmemelidir. Okul döneminde çocukla birlikte uygulanabilir ve tutarlı ekran sınırları belirlemek, özellikle yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak ve ekran dışı alternatifler sunmak önemlidir. Çocuğun ekranı bırakmasını istemek kadar, yerine koyabileceği keyifli ve yaşına uygun aktiviteler oluşturmak da sürecin önemli bir parçasıdır.
Kaygılarını küçümsemeden dinleyin. Yeni bir sınıf, öğretmen veya arkadaş ortamı çocuklarda belirsizlik ve huzursuzluk yaratabilir; bazı çocuklar okula gitmek istemeyebilir. Böyle zamanlarda hemen ikna etmeye çalışmak yerine, çocuğunuzun ne hissettiğini ve onu neyin zorladığını anlamaya çalışın. Duygularını yargılanmadan ifade edebilmesine fırsat verin. Özellikle okula ilk kez başlayacak çocuklarda okulu önceden ziyaret etmek, öğretmenle tanışmak, oyun alanlarını görmek ve okul gününün nasıl geçeceğini konuşmak uyum sürecini kolaylaştırabilir.
Okul kaygısı yaşayan çocuklarda ailelerin tutumu belirleyici olabilir. Çocuğun kaygısını küçümsemek, “Korkacak bir şey yok” diyerek geçiştirmek veya aşırı koruyucu bir tutum sergilemek yerine, öncelikle çocuğun yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak önemlidir. “Seni endişelendiren şey ne?” veya “Bununla birlikte nasıl başa çıkabiliriz?” gibi ifadeler çocuğun kendisini anlaşılmış hissetmesine yardımcı olur. Aile çocuğun kaygısının tamamen ortadan kalkmasını beklemek yerine, kaygı yaşasa da bununla baş edebileceği ve süreci aşabileceği konusunda destekleyici olmalıdır.
Sadece başarıya odaklanmayın. Her çocuğun öğrenme hızı, güçlü yönleri ve uyum süreci farklıdır. Beklentilerinizi çocuğunuzun yaşına, gelişim düzeyine ve ihtiyaçlarına göre şekillendirin. Okul dışındaki zamanı bütünüyle derslerle doldurmayın. Dinlenmenin, oyun oynamanın ve arkadaşlık kurmanın gelişimin temel parçaları olduğunu unutmayın.
Çocuğun okul dışındaki yaşamının da dengeli olması ruhsal iyilik hali açısından önemlidir. Çocukları yalnızca akademik çalışmalara yönlendirmek yerine, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda spor, sanat, müzik, açık hava oyunları ve sosyal etkinliklere zaman ayırmaları desteklenmelidir. Aktivite seçiminde çocuğun isteği ve keyif alması göz önünde bulundurulmalı; yoğun bir program oluşturmak yerine çocuğun dinlenmeye, serbest oyuna ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeye de alanı olmalıdır.
Okulla iletişim ve iş birliği içinde olun. Çocuğunuzun sağlık durumu, düzenli kullandığı ilaçlar veya özel destek ihtiyaçları hakkında gerekli bilgileri, mahremiyetini gözeterek ilgili öğretmen ve okul yönetimiyle paylaşın. Akran zorbalığına karşı duyarlı olun. Çocuğunuza, kendisini rahatsız eden bir durumla karşılaştığında güvendiği bir yetişkine başvurabileceğini ve yardım istemenin güçsüzlük olmadığını anlatın.
Akran zorbalığı konusunda çocukların yaşadıklarını paylaşabilecekleri güvenli bir iletişim ortamı oluşturmak önemlidir. Çocuğun davranışlarında ani değişiklikler, okula gitmek istememe, arkadaşlarından uzaklaşma, eşyalarının kaybolması veya belirgin duygusal değişimler gözleniyorsa bu durumlar dikkate alınmalıdır. Çocuğa “Neden karşılık vermedin?” gibi suçlayıcı sorular yöneltmek yerine, onu yargılamadan dinlemek ve yaşadığı durum karşısında birlikte çözüm aramak gerekir. Çocuk, zorbalıkla tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmamalı; gerektiğinde okul ile iş birliği yapılmalıdır.
Uyum güçlüklerini göz ardı etmeyin. İlk günlerde görülen isteksizlik ve ayrılma kaygısı uyum sürecinin bir parçası olabilir. Ancak kaygı yoğunlaşıyor, okula gitmekte güçlük sürüyor veya çocuğun günlük yaşamı belirgin biçimde etkileniyorsa durumu görmemezlikten gelmeyin. Tekrarlayan karın veya baş ağrılarını, belirgin uyku ve iştah değişikliklerini dikkate alın. Bu yakınmaları yalnızca okul kaygısına bağlamadan değerlendirilmesini sağlayın; okulla iş birliği yapın ve gerektiğinde çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında uzman desteğine başvurun.
Okula dönüş sürecinde belirli ölçüde kaygı ve isteksizlik görülebilse de, çocuğun okula gitmekten sürekli kaçınması veya kaygının günlük yaşamını belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel destek değerlendirilmelidir. Özellikle fiziksel yakınmaların tekrarlaması, uyku ve iştah değişiklikleri, yoğun ağlama, öfke, içe kapanma veya sosyal ilişkilerde belirgin değişiklikler eşlik ediyorsa çocuğun yaşadığı güçlüğün altında yatan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.
Çocukların kendilerini güvende, değerli ve kabul edilmiş hissettikleri bir okul ortamı oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Yeni dönemde akademik gelişim kadar çocuklarımızın ruhsal iyilik halini ve okula aidiyet duygusunu da önemseyelim.
Tüm öğrencilerimize, ailelerimize ve eğitim çalışanlarımıza sağlıklı, huzurlu ve verimli bir eğitim yılı dileriz.
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)
Dr Erdem Beyoğlu,MD Münire Şirket Uğural
Yönetim Kurulu Üyesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Klinik Psikolog
