Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Dr. Mustafa Hami Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “İş Güvenliği ve Çalışan Sağlığı Panelinde iş sağlığı ve güvenliği alanındaki eksiklikler, mevzuat, meslek hastalıkları ve iş kazaları tüm boyutlarıyla masaya yatırıldı.

Dr. Minel Özen’in moderatörlüğünde iki bölüm halinde gerçekleştirilen panele; akademisyenler, milletvekillerden oluşan katılım gerçekleştirildi.

KTTB Başkanı: “2026’nın İlk 8 Ayında 7 İşçimizi Kaybettik”

Açılış konuşmasında iş kazaları istatistiklerine ve acı bilançoya dikkat çeken KTTB Başkanı Dr. Ceyhun Dalkan, 2025 yılında 164 bin kayıtlı çalışana karşılık 7 emekçinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, bu oranın OECD ortalamasının yaklaşık üç katı olduğuna işaret etti.

2026 yılının henüz ilk 8 ayı geride kalmışken yine 7 işçinin yaşamını yitirdiğini belirten KTTB Başkanı, kaybedilen canların sadece birer istatistik olmadığını vurguladı ve Erol Demir, Hammad Pakistani, Mustafa Arslan, Humayun Kabir, Osman Polatcan, Lokman Hacıhasanoğlu ve MD Serazul Haq’ın hayatını kaybettiği kazaları hatırlattı.

Yıllardır her siyasi partinin programında yer almasına rağmen İşyeri Hekimliği Sistemi’nin hâlâ kurulamadığını ifade eden KTTB Başkanı, siyasi partilere seslenerek somut takvim, güçlü denetim ve Kıbrıs’ın şartlarına uygun bir Genel Sağlık Sigortası çağrısında bulundu.

Panelistler İş Sağlığı ve Güvenliğini Çok Boyutlu Ele Aldı

Panel kapsamında uzman hocalar ve akademisyenler de kendi başlıklarında önemli sunumlar gerçekleştirdi:

Prof. Dr. Ferdi Tanır – İş Sağlığı ve Güvenliği: Haklar ve Yükümlülükler

Prof. Dr. Ferdi Tanır sunumunda, iş sağlığı ve güvenliğinin uluslararası standartlarındaki temel ilkelerine değinerek, çalışanların sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkı ile işverenlerin ve devletin mevzuattan doğan yükümlülüklerini ayrıntılarıyla aktardı. Önleyici tedbirlerin hukuki ve insani bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Yücel Demiral – İş Hijyeni & Meslek Hastalıkları: Temel Kavramlar, Tanı, Kayıt ve Bildirim Sistemi

Prof. Dr. Yücel Demiral, çalışma ortamındaki fiziksel, kimyasal ve biyolojik risklerin önlenmesinde iş hijyeninin kritik rolüne vurgu yaptı. Türkiye ve dünya örnekleri üzerinden meslek hastalıklarının tanı, kayıt ve bildirim süreçlerindeki aksaklıkları anlatan Demiral, görünmeyen meslek hastalıklarının erken tespiti için güçlü bir bildirim altyapısının kurulmasının özellikle önleyici önlemler almak açısından gerekli olduğunu belirtti.

Dr. Minel Özen – KKTC’de Durum ve Mevzuat

Panelin moderatörlüğünü de üstlenen Dr. Minel Özen, KKTC’deki mevcut yasal çerçeveyi ve sahadaki uygulamaları değerlendirdi. Mevzuattaki boşluklar ve denetim eksiklikleri nedeniyle yaşanan aksaklıklara işaret eden Özen, işyeri hekimliği ve iş sağlığı uzmanlığı sisteminin ülkemizde ivedilikle işler hale getirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Filiz Besim: “Bu Mücadeleyi Birlikte Yürütmeliyiz”

Panelde söz alan CTP Milletvekili Dr. Filiz Besim de iş sağlığı ve güvenliği konusunda ülkede yapılması gereken pek çok çalışma ve katetmemiz gereken ciddi bir mesafe olduğunu belirterek, bu mücadelenin tüm paydaşlarla birlikte ortak hareket edilerek yürütülmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Özellikle yasal düzenleme yapmanın yeterli olmadığını, esas olanın uygulama olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, insan hayatının, emeğin ve insan onurunun yanında durmaya devam edeceğini belirterek; hedeflerinin iş kazalarının ve ölümlerinin tam anlamıyla sıfırlandığı sağlıklı ve adil bir düzeni kurmak olduğunu ve en yakın zamanda çalışan temsilcilerinin, işçi sendikalarının da olduğu daha geniş katılımlı toplantı yapılmasına karar verildi.

Panel kapsamında yapılan değerlendirmeler iş sağlığı ve güvenliği alanında atılması gereken adımlar şu başlıklarda ortaya koydu:

  1. Kurumsal ve Yasal Çerçeve Güçlendirilmelidir

* Mevzuat uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmelidir.

KKTC iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, başta ILO’nun 155 ve 161 sayılı sözleşmeleri ile Avrupa Birliği iş sağlığı ve güvenliği standartları ve direktifleri doğrultusunda güncellenmelidir.

* Risk odaklı denetim modeline geçilmelidir.

Denetimler yalnızca kaza meydana geldikten sonra değil, risklerin ortaya çıkmadan önce belirlenmesine ve ortadan kaldırılmasına odaklanmalıdır.

* Sağlık Bakanlığı ile Çalışma Dairesi arasında resmi ve sürekli bir koordinasyon mekanizması kurulmalıdır.

* Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu oluşturulmalıdır.

İşçi ve işveren örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, akademi, Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Dairesi’nin yer aldığı, düzenli toplanan çok paydaşlı bir yapı kurulmalıdır.

* Uzun vadede bağımsız bir Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Otoritesi/Enstitüsü oluşturulmalıdır.

  • İş hijyeni ölçümleri, ortam ölçümleri, laboratuvar analizleri ve biyolojik izlem hizmetlerini gerçekleştirebilecek bağımsız ve bilimsel bir teknik yapı kurulmalıdır.
  1. İşyeri Sağlık Hizmetleri Gerçek Anlamda Kurulmalıdır

İşyeri hekimliği ve iş sağlığı güvenliği uzmanlığı sistemi artık ertelenmemeli; yetkin, bağımsız ve sürdürülebilir bir model oluşturulmalıdır.

Bu kapsamda:

  • İşyeri sağlık ve güvenlik birimleri etkin hale getirilmeli,
  • İşyeri hekimliği hizmetleri birinci basamak sağlık hizmetleriyle uygun şekilde entegre edilmeli,
  • İş hijyeni ölçüm ve laboratuvar hizmetleri desteklenmeli,
  • Biyolojik izlem altyapısı kurulmalı,
  • İşyerlerinde sağlık gözetimi ve risk değerlendirmesi düzenli ve kayıtlı hale getirilmelidir.
  1. İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları İçin Merkezi Kayıt-Bildirim Sistemi Kurulmalıdır

İş kazaları ve meslek hastalıklarının yalnızca tazminat süreçleri açısından değil, önleme amacıyla izlenebileceği merkezi bir veri sistemi oluşturulmalıdır.

Bu sistem; iş kazalarının, meslek hastalıklarının, ramak kala olayların, işyerlerindeki risklerin, maruziyetlerin düzenli olarak kayıt altına alınmasını sağlamalıdır.

Çalışma Dairesi, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Sağlık Bakanlığı arasında veri entegrasyonu sağlanmalı; mümkün olduğunca gerçek zamanlı ve güvenilir bir ulusal İSG veri tabanı oluşturulmalıdır.

Meslek hastalıklarının bildiriminde tazminat kaygılarından bağımsız, önleme odaklı bir sürveyans sistemi kurulmalıdır.

  1. Denetim Kapasitesi Güçlendirilmelidir

İş sağlığı ve güvenliği alanında etkili denetim olmadan mevzuatın tek başına sonuç üretmesi mümkün değildir.

Bu nedenle:

  • İSG kadroları niceliksel olarak artırılmalı,
  • teknik ve uzmanlık kapasiteleri güçlendirilmeli,
  • yüksek riskli sektörlere öncelik veren risk temelli denetim modeli uygulanmalı,
  • dijital ve e-denetim sistemleri geliştirilerek denetimler veri temelli yürütülmelidir.
  1. İş Sağlığı Profesyonellerinin Eğitimi ve Çalışma Güvencesi Sağlanmalıdır

İşyeri hekimi ve iş hijyenisti başta olmak üzere İSG profesyonellerinin yetiştirilmesi için kamu–üniversite–meslek örgütleri–sendikalar iş birliği geliştirilmelidir.

Temel ve sürekli eğitim sistemi kurulmalı; İSG profesyonellerinin işveren karşısında mesleki bağımsızlığını koruyacak çalışma güvencesi sağlanmalıdır.

Kıbrıs’ın ihtiyaçları doğrultusunda kısa temel sertifikasyonun yanında gönüllü ileri uzmanlaşmaya olanak sağlayan bir model geliştirilmeli; uluslararası kurumlarla eğitim ve akreditasyon iş birlikleri kurulmalıdır.

  1. Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Edilmelidir

Kayıt dışı çalışanların iş sağlığı ve güvenliği sisteminin dışında bırakılması kabul edilemez.

Kayıt dışı istihdamın azaltılması için işverenler, çalışanlar, sendikalar, meslek örgütleri ve kamu kurumları birlikte çözüm üretmeli; kayıtlı ve güvenli çalışma birbirinden ayrı hedefler olarak görülmemelidir.

  1. Sektörel Risklere Göre Önceliklendirme Yapılmalıdır

İSG politikaları bütün sektörlere aynı yöntemle uygulanmamalı; istihdam büyüklüğü ve risk profiline göre sektörel önceliklendirme yapılmalıdır.

Özellikle:

  • İnşaat sektöründe: düşme, iş kazaları, toz, gürültü ve ağır çalışma koşulları,
  • Turizm ve hizmet sektörlerinde: ergonomik riskler, psikososyal riskler ve uzun çalışma süreleri,
  • Mermer ve taş ocaklarında: silika/toz maruziyeti, gürültü ve ağır iş koşulları,
  • diğer yüksek riskli sektörlerde ise sektöre özgü tehlikeler

için özel önleme ve denetim programları geliştirilmelidir.

  1. Güvenlik Kültürü Toplumun Her Alanına Yayılmalıdır

İş sağlığı ve güvenliği yalnızca işyerinde başlayan bir konu değildir. Güvenlik kültürü toplumun tamamına yerleşmelidir.

Tehlike sınıfına özel, uygulamalı ve iş başı eğitimleri zorunlu hale getirilmeli; eğitimlerin yalnızca belge almak amacıyla değil, gerçek davranış değişikliği yaratacak şekilde sürekli ve düzenli olarak uygulanması denetlenmelidir.

Bu doğrultuda KTTB, önümüzdeki dönemde çalışan temsilcileri, işçi sendikaları, işveren örgütleri, akademisyenler ve ilgili kamu kurumlarının daha geniş katılımıyla yeni bir toplantı düzenleyerek ortak bir yol haritası oluşturmayı hedeflemektedir.

Çünkü her iş kazası önlenebilir bir kazaya, her iş cinayeti ise önlenebilir bir ölüme dönüşmeden önce durdurulmalıdır.

Hedefimiz nettir: Sıfır iş cinayeti. Sağlıklı ve güvenli çalışma yaşamı.

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu