Otizm Spektrum Bozukluğu; bireyin iletişim, sosyal etkileşim ve davranış alanlarında farklılıklara yol açan nörogelişimsel bir durumdur. En sık gözlenen belirtiler arasında ismiyle seslenildiğinde tepki vermeme, göz teması kurmama, akranlarıyla etkileşime girmeme, tekrarlayıcı davranışlar sergileme ve sınırlı ilgi alanları yer almaktadır. Örneğin bir çocuk, oyuncak arabayı amacına uygun kullanmak yerine tekerleklerini döndürmeye odaklanabilir ya da yaşıtlarıyla oyun kurmak yerine yalnız kalmayı tercih edebilir.

Otizmin etiyolojisinde genetik yatkınlık önemli bir yer tutmakla birlikte kesin nedeni tam ortaya konamamıştır. Ancak bilinen en önemli gerçek ise, erken tanı ve erken, yoğun, bilimsel temelli özel eğitimin otizmli bireylerin gelişiminde belirleyici olduğudur. Günümüzde otizmin temel ve en etkili müdahalesi özel eğitimdir. Bu nedenle otizmli bireylerin kesintisiz, sürdürülebilir ve nitelikli eğitime erişimi bir tercih değil, zorunluluktur.

Ne yazık ki aradan geçen zamana rağmen ülkemizde otizmli bireylerin ve ailelerinin karşı karşıya olduğu temel sorunlarda kayda değer bir iyileşme sağlanamamıştır. Özel eğitim hizmetlerinin büyük ölçüde özel sektörün çabalarıyla yürütülmesi, devletin bu alandaki sorumluluğunu yeterince yerine getirmediğini açıkça göstermektedir.

Daha da önemlisi, yıllardır dile getirilmesine rağmen çözülmeyen ve artık kabul edilemez bir noktaya gelen bir uygulama devam etmektedir: Devletin, hiçbir bilimsel gerekçeye dayanmaksızın, şubat tatillerinde ve yaz döneminde özel eğitime ara vermesi. Bu durum, gelişimin en kritik olduğu bir dönemde olan otizmli çocuklar için ciddi gerilemelere yol açmakta; aileleri ise yalnız ve çaresiz bırakmaktadır. Sürekliliğin esas olduğu özel eğitimde verilen bu zorunlu aralar, yalnızca bir eksiklik değil, sosyal devlet anlayışı açısından açık bir ayıptır.

Üstelik tüm uyarılara rağmen bu uygulamanın değiştirilmesine yönelik somut bir irade ortaya konmaması, sorunun görmezden gelindiğini düşündürmektedir. Oysa otizmli bireylerin eğitim hakkı kesintiye uğratılamaz; bu hak, takvimlere veya idari kolaylıklara göre şekillendirilemez.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği olarak bir kez daha vurguluyoruz:

Otizmli bireyler için eğitim kesintisiz olmalıdır.
Şubat tatili ve yaz dönemi dahil olmak üzere özel eğitime ara verilmesi uygulamasına derhal son verilmelidir.
Devlet, özel eğitim hizmetlerini yalnızca denetleyen değil, aktif olarak sunan ve geliştiren bir yapıya kavuşmalıdır.
Tam gün, bilimsel temelli ve multidisipliner özel eğitim hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır.

Rutin çocuk izlemleri sırasında, 1,5–2 yaş döneminde, birinci basamak sağlık hizmetlerinde M-CHAT gibi uluslararası kabul görmüş tarama ölçeklerinin kullanılması gerekmektedir. Bu sayede riskli çocuklar belirlenebilir ve şüphelenilen olgular Çocuk ve Ergen Psikiyatrisine yönlendirilebilir. Erken tanı ve müdahale ile sunulacak destek, çocuğun gelişimsel sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirecektir.

Otizmli bireylerin bağımsız ve üretken bir yaşam sürebilmeleri ancak sürekliliği olan, nitelikli eğitim ile mümkündür. Bu yalnızca ailelerin değil, toplumun ve devletin ortak sorumluluğudur

 

Dr. Erdem Beyoğlu, MD

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu İnsan Hakları Sorumlusu​​