Son dönemde yapılan kamuoyu araştırmaları, Kıbrıslı Türk toplumunun en önemli sorununun ekonomi olduğunu; bunu yöneticilere güvensizlik ve yolsuzluk algısının izlediğini ortaya koymaktadır. Sağlık ise her ankette olduğu gibi toplumun en temel sorunları arasında ilk 5’de yer almaktadır.
Toplumun yaklaşık %70’inin ekonomik durumunun daha da kötüleşeceğini düşünmesi ve %74,4’ünün sağlık harcamalarını karşılayabilme konusunda kaygı duyması tesadüf değildir. Bunun temel nedeni, yurttaşların kamusal sağlık hizmetlerine erişememesi ve sağlık hizmetini giderek daha fazla cebinden karşılamak zorunda kalmasıdır.
Sağlık anayasal bir haktır. Zorunlu sosyal sigorta kesintileri içerisinde sağlık harcamaları yer almasına rağmen, yurttaşların sağlık hizmetine erişememesi sistemin işlemediğinin açık göstergesidir.
2025 yılının “sağlık yılı”, 2026 yılının ise “sağlıkta atılım yılı” ilan edilmesine karşın, sahadaki gerçeklik bunun tam tersini göstermektedir. Girne Hastanesi ve Güzelyurt Hastanesi hâlâ tamamlanamamış, açılış tarihleri sürekli açıklanmakta ama uyulmamaktadır. Açıldığı ilan edilen servisler yeterli personel olmadığı, plansızlık nedeni ile işlevsiz olarak durmaktadır. Çünkü amaç ihale yapmaktır, hizmet vermek değil.
Mevcut sağlık sistemi; parçalı, dağınık ve yetersiz yapısı ile sürdürülebilir, erişilebilir ve adil bir hizmet sunumunu sağlayamamaktadır. Bu tablo bir kaynak sorunu değil, açık bir yönetim yönetememe sorunudur.
Bu ülkenin ihtiyacı popülist söylemler değil, planlı ve takvimlendirilmiş bir sağlık reformudur.
İlk 12 ayda güçlü bir birinci basamak sağlık sistemi kurulmalı; koruyucu sağlık hizmetleri, tarama programları ve aşılama sistemin merkezine alınmalıdır. Aynı süreçte dijital sağlık altyapısı (e-sağlık ve e-reçete) tüm sistemi kapsayacak şekilde devreye girmeli, yarım kalan hastaneler tam kapasite ile hizmete açılmalıdır. Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi modernize edilerek sistemin referans merkezi haline getirilmelidir.
İkinci aşamada kamu ve özel sektör arasında denetlenebilir ve kamu yararını esas alan bir iş birliği modeli kurulmalıdır. Genel Sağlık Sigortası genel bütçe temelli, sürdürülebilir bir finansman yapısı ile oluşturulmalıdır. Kamu özel tüm sağlık kuruluşları için zorunlu denetim, kalite ve akreditasyon sistemi uygulanmalıdır.
Üçüncü aşamada ise sistem veriye dayalı olarak sürekli geliştirilmeli; sağlık politikaları bilimsel temelde ortaya çıkan ihtiyaçlar ile güncellenmeli ve hizmet kalitesi artırılmalıdır.
Sağlık çalışanlarının güvencesiz çalışma koşulları ivedi sona erdirilmeden, sağlık sisteminin düzelmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, denetimsiz büyüyen sağlık eğitimi alanı da sistemin geleceğini tehdit etmektedir. YÖDAK’ın etkin denetim yapmadığı ortamda KTTB ile Sağlık Bakanlığı ve YÖDAK işbirliğinde kararlı, etkin denetimler yapılmalıdır.
Sağlıktaki sorunlar açıkça ortadadır, çözüm yolları da bellidir. Eksik olan siyasi irade, becerikli yöneticiler ve kararlı uygulamadır.
Kıbrıslı Türk Hekimler olarak uyarıyoruz: Sağlıkta yaşanan bu çöküş sürdürülebilir değildir. Gerekli adımlar atılmadığı takdirde bedelini toplum sağlığı ödeyecektir.
Sağlık sisteminin yeniden yapılandırılması ancak net hedefler, güçlü bir siyasi irade ve zamanlandırılmış bir uygulama planı ile mümkündür. Bu ülkede bunun gerçekleştirilmesi için yeterli kapasitede insan gücü ve maddi kaynak olduğuna inancım tamdır. Ama mevcut yönetimin bu dönüşümü yapması mümkün değildir.
Ülkede değişim şarttır!
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)
Prof. Dr. Ceyhun Dalkan,MD
(Başkan)
