Bugün, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için evrensel bir taahhüdü temsil eden Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutluyoruz. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, bireylerin din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi görüş ve diğer farklılıkları gözetmeksizin eşit haklara sahip olduğunu ilan eder. 30 maddeden oluşan bu bildirge, yaşam hakkı, özgürlük, adil yargılanma, eğitim, sağlık, barınma ve çalışma hakları gibi temel hakları güvence altına alır.
Sağlık hakkı, bildirgenin 25. maddesinde açıkça belirtilmiştir: “Herkesin, kendisi ve ailesi için sağlık ve refah düzeyine ulaşma hakkı vardır.” Bu hak yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruhsal ve sosyal refahı da kapsar. Hasta hakları ise bireylerin nitelikli, saygın ve eşit sağlık hizmetlerine erişimini güvence altına alır. Ancak Kıbrıs’ın kuzeyinde bu hakların uygulanmasında hâlâ ciddi sorunlar yaşanmaktadır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi’nde 1962 yılında, 39/1962 sayılı yasayla tasdik edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni iç hukuk olarak benimsemiş olmasına rağmen, bu taahhütlerin hayata geçirilmesinde ciddi eksiklikler bulunmaktadır. İnsanların sağlık hizmetlerine erişimi yalnızca altyapı eksiklikleri ve ekonomik engellerle değil, kamu otoritesinin sistematik ihmâl politikalarıyla da engellenmektedir. Özellikle sağlık hizmetlerine erişimde altyapı yetersizlikleri, ekonomik zorluklar ve sağlık çalışanlarının ağır çalışma koşulları ciddi hak ihlallerine yol açmaktadır. Ayrıca hasta hakları konusunda farkındalık, duyarlılık ve denetim mekanizmaları da yetersiz kalmaktadır.
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği olarak, yetkililere şu çağrıyı yapıyoruz: Sağlık hakkı ve insan onuruna yaraşır bir yaşam, yalnızca bir ilke değil, somut eylemlerle hayata geçirilmesi gereken bir zorunluluktur. Bu bağlamda, sağlık altyapısının güçlendirilmesi, hasta haklarının etkin şekilde korunması ve uluslararası insan hakları standartlarının uygulanması için acil adımlar atılmalıdır.
Hükümet ve Sağlık Bakanlığı, sağlık altyapısını güçlendirmek, kamusal sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak, sağlık çalışanlarının özlük haklarını iyileştirmek ve hasta haklarını güvence altına almak için derhal harekete geçmelidir. İnsan haklarının korunması ve toplum sağlığının iyileştirilmesi, siyasi veya ekonomik çıkarlardan önce gelmelidir. Sağlık alanındaki her ihmâl, yalnızca bireylerin değil, tüm toplumun geleceğini tehdit etmeye devam etmektedir.
Bu anlamlı günde, insan haklarını savunmak ve korumak için daha fazla çaba göstermemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor; tüm yetkilileri sorumluluk almaya ve harekete geçmeye davet ediyoruz.
Sağlık, bir hak olmaktan çıkarılıp bir ayrıcalığa dönüştürülürse, toplumun geleceği aydınlık olamaz. İnsan haklarının korunması, yalnızca bireylerin değil, toplumun tamamının geleceği için hayati öneme sahiptir. Hep birlikte, daha adil ve onurlu bir yaşam için çalışalım.
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)
Dr. Cemal MERT, MD
Halk Sağlığı, Çevre ve İnsan Hakları Sorumlusu
