Serviks (rahim ağzı) kanseri, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kadınlarda en sık görülen kanserlerden biridir. 2022 yılı istatistiklerine göre ülkemizde 30–65 yaş arası kadın nüfusu 77.398 olup, serviks kanseri olgu sayısı 15’tir (6,7/100.000). Buna ek olarak 5 kadında in situ lezyon (kanser öncüsü hastalık) saptanmıştır. Dünya genelindeki çalışmalar, etkin tarama programlarının serviks kanseri görülme sıklığını ve buna bağlı ölümleri anlamlı şekilde azalttığını göstermektedir. Bu alanda en başarılı sonuçlar HPV testi ve PAP smear testi ile elde edilmiştir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), serviks kanserinin erken tanısı için toplum temelli taramaların HPV testi ve PAP smear ile yapılmasını önermektedir.
PAP smear testi, rahim ağzından alınan hücre örneğinin mikroskop altında incelenmesine dayanan bir tarama yöntemidir. Örnek jinekolog tarafından alınır ve patolog tarafından değerlendirilerek anormal hücre varlığı araştırılır.
Toplum temelli taramalarda;
- PAP smear taramasına 21 yaşından itibaren başlanması ve sonuç normal ise üç yılda bir tekrarlanması,
- 25 yaş ve üzerindeki kadınlarda PAP smear testine ek olarak HPV tiplendirmesi yapılması (kotest) önerilmektedir. Her iki testin de negatif olması durumunda tarama aralığı beş yıla çıkarılabilmektedir.
Kıbrıs’ın kuzeyinde serviks kanseri taramalarına ilişkin Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan en güncel veri Ekim 2022’ye aittir. Bu veriye göre Güzelyurt, Lefke, Yeni İskele ve Mehmetçik Sağlık Merkezlerinde 119 kadın hem PAP smear hem de HPV testi ile taranmıştır. PAP smear sonuçlarına bakıldığında yalnızca bir olguda ileri inceleme gerektiren hücresel değişiklik saptanırken, HPV testinde 6 olgu pozitif bulunmuştur.
Günümüzde Sağlık Bakanlığı’na bağlı Erken Tanı Birimlerinde serviks kanseri taraması, kayıtlı kadın hastaların çağrılması yoluyla ve iki yılda bir yapılan PAP smear testi ile yürütülmektedir. Oysa yalnızca PAP smear temelli taramalarda 21 yaşından itibaren taramaya başlanması önerilmektedir. Buna karşın 2021–2025 yılları arasındaki veriler incelendiğinde taranan kadınların yaş aralığının 40–68 arasında dağılım gösterdiği görülmektedir. Ayrıca kamu sağlık sistemi içinde ikinci temel tarama yöntemi olan HPV testi rutin olarak uygulanmamaktadır.
Son beş yılın PAP smear sonuçları değerlendirildiğinde, taranan kişi sayısı arttıkça ileri inceleme gerektiren hücresel değişiklik (displazi) saptanan olgu sayısının da arttığı görülmektedir. Bu oran %0,2 ile %0,5 arasında değişmekte olup, saptanan hücresel değişikliklerin %92’si önemi belirsiz atipi (ASCUS), %8’i ise düşük dereceli displazi (LSIL) olarak raporlanmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030 yılına kadar kadınların %70’inin taranması hedefi dikkate alındığında, taranan kişi sayısı son yıllarda 1000’lerden 2100’e yükselmiş olsa da bu hedefin halen oldukça gerisinde olduğumuz açıktır. Ayrıca tarama yaş aralığının genişletilmesi ve daha genç yaş gruplarını kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Kıbrıs’ın kuzeyinde tarama programları halen yalnızca PAP smear ile yürütülmekte, WHO’nun yüksek performanslı test olarak tanımladığı HPV testi ise kamu sağlık kurumlarında uygulanmamaktadır. HPV testi günümüzde ancak özel sağlık kuruluşlarında, ücret karşılığında alınabilen bir hizmet haline gelmiştir.
WHO tüm ülkelerde %70 oranında kadınları taramayı hedeflerken amacı serviks kanserinin küresel bir halk sağlığı problemi olmaktan çıkarmaktır. Bilimsel olarak kabul edilen etkin tarama yöntemi olmasına rağmen, 2022 yılı sonrası ülke kanser insidansları ilan edilmemiş olsa da serviks kanseri ülkemizde halen görülen bir kanserdir. Bu nedenle kanser tarama politikalarının, güncel ve güvenilir ülke verilerine dayanması ve uluslararası kabul görmüş yöntemlerle yürütülmesi bir halk sağlığı önceliği olmalıdır.
Doç. Dr. Hanife Özkayalar, MD
Patoloji Uzmanı & KTTB Yönetim Kurulu Üyesi
