Öncelikle şunun altını açık ve net biçimde çizmek gerekir; kamusal sağlıkta mevcut mesai saatleri yetersizdir. Mesai saatlerinin artırılması gerektiği konusunda hem kamu hem özelde çalışan her hekim aynı görüştedir. Ancak sağlıktaki derin sorunların çözümü yalnızca mesai saatlerini artırmakla çözülebilecek kadar basit değildir.

Bugün sağlıktaki en temel sorun plansız biçimde artan nüfus ve buna paralel olarak yıllardır sürdürülen sistemsizlik, dağınıklıktır, adım atmamaktır. Bu durum, insanların sağlık hizmetine erişimini giderek zorlaştırmakta, imkânsız hale getirmektedir.

Ne yapılmalıdır?
Öncelikle sağlık sistemi basamak hekimliği esasına göre yeniden düzenlenmelidir. Bireylerin ikamet ettikleri yerlere daha yakın noktalarda, derme çatma merkezlerde değil, koruyucu, önleyici sağlık hizmetlerini önceleyen, sağlık sorunlarını yerinde çözmeyi amaçlayan, yeterli alt yapı ve personele sahip merkezlerde sağlık hizmeti alabilmesi sağlanmalı, merkez rahatlatılmalıdır.

İkinci basamak hastaneleri güçlendirilmelidir. Kendi hekim kadroları oluşturulmalı, sağlık alt yapı ve sağlık çalışanı eksikleri giderilmelidir. Yıllardır bir türlü tamamlanamayan Girne ve Güzelyurt hastaneleri derhal bitirilmeli, planlama ve kadrolaşmasına artık başlanmalıdır.

Güzelyurt Hastanesi’nin Şubat ayında biteceği söylenmişti. Şubat geldi. Demek ki söylenmeyen tek şey, hangi yıl olduğuydu, yine olmadı.

Bu hastanelerle ilgili kamuoyuna yansıyan rüşvet, yolsuzluk iddiaları ise ciddiyetle ve şeffaf biçimde araştırılmalıdır.

Lefkoşa özelinde ise; yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin planlanması Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin de sistemde kalacağı şekilde yenilenmelidir. Gerçek nüfusa göre yapılacak değişiklikler ve yatak, ameliyathane, alt yapı planması gerçekçi biçimde yapılmalı ve Nalbantoğlu Hastanesi’nin yenilenme sürecine ivedi başlanmalıdır. Ayrıca hatırlatmak isteriz ki; yeni Lefkoşa ve Pamuklu hastaneleri KKTC’nin değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin yatırımlarıdır; mevcut hükümetin aldığı bir karar ya da icraat olarak sunulmamalıdır.

Uzun yıllardır tartışılan, TC—KKTC protokollerinde yer alan Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemi güçlendirilmiş bir kamu sağlık sistemi ve etkin bir denetim içerecek şekilde kurulmalıdır. Yerli, bizim, Kıbrıs’ın kuzeyine uygun tüm tarafların katılacağı bir adalı GSS’yi kurmalıyız.

Mesai konusuna geri dönecek olursak:
Devlet kurumlarında genel mesai süresi bellidir. Sağlık alanında ise tablo bambaşkadır. Nöbetler, icaplar (on-call), nöbet sonrası dinlenme olmaksızın çalışmaya devam edilmesi, kadrosuz yasaya aykırı çalıştırılan hekimler, bazı alanlarda hekim olmaması, sözleşmeli ve mecburi hizmet için emek veren yeni uzman hekimlerin eğitim haklarının veya yasal hastalık haklarının kısıtlı olması hatta olmaması, bazı uzmanlık alanlarında 365 gün kesintisiz icapçı olma zorunluluğu hekimlerin mesai gerçeğidir. Bu çalışma düzeni baştan, totalden değerlendirilip düzenleme yapılmalıdır. Hekimlerin derdi hergün yalanlarla, uydurma maaşlarla ilan edilen para değil haklarıdır, mesleki itibarıdır!.

Yıllarca bu bozuk sistemden nemalanmış, bugün ise yolsuzluk iddiaları ve ağır eleştiriler karşısında sıkışmış, ortaya çıkan skandallardan sonra taş üstüne taş koymamış sözde “yöneticilerin” attığı adımlar inandırıcı değildir. Hekimleri hedef alan, hekim düşmanlığını körükleyen açıklamaları kabul edilebilir değildir.

Yapılması gereken bellidir:
Sağlık sistemi bütüncül bir anlayışla eş zamanlı yeniden düzenlenmeli, yıllardır sürüncemede bırakılan sağlık yatırımları artık tamamlanmalı, bu merkezlerdeki sağlık çalışanları planlanmalı ve sağlık siyasal emellere, popülist adımlara kurban edilmemelidir.

Meslektaşlarımıza yapılan haksız, yersiz ve seviyesiz saldırıları kınar, bu haklı mücadelede Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş)’nın, kamuda emeği ile zor şartlarda çalışan tüm hekimlerin yanında olduğumuzu kamuoyuna açıkça ilan ederiz.

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu