Değerli meslektaşlarım,
Dünyada ilk COVID-19 vakasının görülmesinin üzerinden 1 yıldan fazla, ülkemizdeki ilk vakadan beri 11 aya yakın zaman geçti.
Pandemi mücadelesi sadece sağlık alanını değil yaşamın tüm kademelerini olumsuz etkilemeyi sürdürmekte iken aşıların yaygın kullanımının başlaması umut oldu. Aynı zamanda virüste saptanan mutasyonlar ise bir yandan tartışmalar sürerken bir yandan da birçok ülkede vaka artışlarına, yeni tedbirlere ve kapanmalara neden olmaktadır.
Ülkemize bakacak olursak 1 yıldan beri hekimlerin ve sağlık örgütlerinin tüm uyarılarına rağmen sağlıkta gerekli organizasyonun hala tam olarak yapılmadığı, yaygın hastalık durumunda bir B planımız bulunmadığı ortadadır. Mart 2020’den beri ayrı bir pandemi hastanesinin acil ihtiyacımız olduğunu herkes bir ağızdan söylemesine rağmen kendi imkanlarımız, kurumlarımız ve uzmanlarımız tarafından bir pandemi hastanesi yapılması yönetim tarafından başarılamamıştır. Finansmanı gibi yapım süreci, planlanması ve inşaası da tamamıyla Türkiye’ye bırakılan Acil Durum Hastanesi’nde ise henüz
gerekli projeler ilgili meslek disiplinleri (mimar, inşaat, mekanik, elektrik mühendisleri vd) tarafından tamamlanıp meslek örgütlerimiz tarafından mesleki denetimden (vize) geçmemiş, yasalar gereği devletin ilgili dairesi tarafından işe başlama ve teslim alınma yapılmamış ve yasal süreç tamamlanmamıştır.
Diğer taraftan hekim, hemşire ve sağlık çalışanı açığını yasalara uygun şekilde tamamlamak için gerekli işe alımlar ve mevcutların planlaması da yapılmamıştır.
Ülkenin sınırlarının karantinasız bir şekilde açılmasını takiben yeniden görülmeye başlayan yerel vakaların artışına uygun olarak Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi tarafından alınan tedbir kararlarının hükümet ve Sağlık Bakanı tarafından politik kaygılarla nasıl değiştirildiğini veya uygulanmadığını hep birlikte ve kaygıyla izledik. Uygulamaya giren kararların yaşam bulması ve etkili olması için idare tarafından yapılması gereken düzenleme ve denetimlerin ise eksik bırakıldığı ve salgının toplumda yayılmasının önüne geçilemediği de ortadadır.
Bütün bunların etkisi ile günde 30 yerel vaka görülmeye başladığı noktada ihtiyaca uygun olarak geliştirilemeyen sağlık kapasitemizin aşılacağı korkusu ile ülkenin yeniden kapanması ise gerçekte kötü yönetimin bir eseridir.
Gelinen aşamada hasta ve çalışan güvenliği açısından onaylanmamış olmasına rağmen artan COVID-19 vakalarımızın tedavisi için kullanıma giren Acil Durum Hastanesi’nde halk sağlığı açısından önemi ve hasta mağduriyeti yaşanmaması için hekimlerimiz hizmet vermeye başlamış durumdadır. Buna rağmen KTTB, Sağlık Bakanlığı ve ilgili diğer yetkililerin gerekli tüm kontrolleri yaptırmasının, meslek örgütlerimiz tarafından yapılması gereken denetim ve vize işlemlerinin biran önce yasalara uygun şekilde tamamlanmasının önemi ve gerekliliği konusunda uyarı yapmakta ve bu konunun takipçisi olacağını bildirmektedir.
Saygılarımızla,
Dr. Özlem Gürkut
