Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı 14 Mart Tıp Haftası açılış konuşması

 

Değerli oda başkanlarım, değerli yönetim kurulu üyelerimiz, kıymetli meslektaşlarım ve basın emekçileri,

14 Mart Tıp Bayramı Haftası’nın açılış basın toplantısına hepiniz hoş geldiniz.

Coğrafyamızda savaşların sürdüğü, bombaların patladığı, masum insanların ve çocukların hayatını kaybettiği bu günlerde; mesleği yaşatmak ve hayatı korumak olan biz hekimler her zaman barışın yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Bizler biliyoruz ki her zaman savaşsız bir çözüm, barışın bir yolu vardır. Savaşın kazananı; barışın ise kaybedeni yoktur.

Biz hekimler için 14 Mart; mesleğimizin onurunu, sağlık çalışanlarının emeğini ve toplumun sağlık hakkını savunduğumuz bir mücadele günüdür. Aynı zamanda sağlık sisteminde kronikleşen sorunları gündeme getirip çözüm önerilerimizi paylaştığımız önemli bir tarihtir.

Ne yazık ki bugün ülkemizde sağlık sistemi ciddi bir plansızlık ve kaos içinde yürütülmeye çalışılmaktadır. Sağlıktaki tüm yük giderek sağlık çalışanlarının omuzlarına bırakılmaktadır. Son dönemde gündeme getirilen “tam mesai” söylemi ve ardından apar topar devreye sokulan e-randevu sistemi, sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırmak yerine birçok yurttaşımızın randevu alamaz hale gelmesine neden olmuştur. Bu durum, sağlıkta gerçek bir reformdan çok popülist adımlar atıldığını göstermektedir.  Vatandaşın randevu bile alamadığı bir ortamda sağlıkta atılımdan söz etmek mümkün değildir.

Artık ülkemizin gerçeklerine uygun, bilimsel verilerle planlanmış ve sürdürülebilir bir sağlık sistemine ihtiyaç vardır. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine öncelik veren, güçlü bir basamak hekimliği sistemi kurulmalıdır. Etkin tarama programlarıyla kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi hastalıklarda erken tanı mümkün olacak, toplumun yaşam kalitesi ve yaşam süresi artırılacaktır.

Son dönemde mesleğimize yönelik ciddi saldırılarla da karşı karşıya kaldık. Bu saldırıların bir kısmının bir hekim olan Sağlık Bakanı tarafından dile getirilmiş olması bizleri ayrıca üzmüş ve kırmıştır. Bu yaklaşımı mesleğimize, mesleğimizin geleceğine yönelik planlı bir itibarsızlaştırma girişimi olarak görmekteyiz ve asla unutmayacağız.

Bu nedenle Tıp Haftası etkinlikleri kapsamında 11 Mart’ta “Hekimliğin Geleceği” başlıklı bir panel düzenliyoruz. Bu panelde mesleğin geleceğini doğrudan yaşayacak olan tıp öğrencileri ve genç uzman hekimlerin görüşlerini dinleyecek, onların düşüncelerini mücadelemize dahil edeceğiz.

Değerli basın emekçileri,

Geçmiş yıllarda dile getirdiğimiz taleplerimizden hiçbirinden vazgeçmiş değiliz. Sağlıkta dijitalleşme, e-reçete, dijital sağlık kayıtları ve aşı takip sistemi gibi birçok taleplerimizi yıllardır dile getiriyoruz. Ancak bu alanlarda somut bir adım atılmamıştır. Sağlıkta yaşanan kaosun nedeni hekimler değil, yıllardır yapılmayan planlama,  yönetememe, yönetmeyi becerememelerindendir.

Kurulan tek sistem olan randevu sistemi ise gerekli altyapı ve geçiş süreci planlanmadan devreye sokulmuştur. E-devlet üzerinden randevu zorunluluğu ise birçok vatandaşımız için sağlık hizmetine erişimi daha da zorlaştırmıştır, imkansız hale getirmiştir. Bu da aslında yapılan işlerin sağlığa erişimi artırmak için değil, sadece yapmış olmak için yapıldığını açıkça göstermektedir.

Plansız nüfus artışı ve kontrolsüz göç de zaten yetersiz olan sağlık sistemi üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Sağlık altyapısı güçlendirilmeden artan nüfusun yükü sağlık çalışanlarının omuzlarına yüklenmektedir. Üstelik bugün kamu hastanelerinde çalışan hekimlerin yarıdan fazlası

sözleşmeli ve iş güvencesinden yoksun durumdadır. Asistan hekimlerin çalışma koşulları ise ne yazık ki hekimlik mesleğinin onuruna yakışır bir düzeyde değildir. Uzun çalışma saatleri, ağır iş yükü ve angarya niteliğindeki görevler altında çalıştırılmaktadırlar. Oysa asistanlık bir eğitim sürecidir; ucuz iş gücü olarak

görülmesi kabul edilemezdir. Asistan hekimlerin hem nitelikli eğitim alma hakkı korunmalı hem de insan onuruna, hekimliğe yakışır çalışma koşulları sağlanmalıdır.

Bu hekimler ciddi bir baskı, mobbing ve tehdit ortamında özveri ile görev yapmaktadır. Sağlık çalışanlarının emeğini zorlamayla, tehditle ve güvencesizlikle yönetmeye çalışan bir anlayışı kabul etmemizi kimse beklemesin.

Özelde çalışan hekimler herhangi bir iş güvencesi olmadan, hastalarına yazdıkları istirahat ve ilaç raporları önüne sürekli engeller çıkartılarak çalışmaktadır. Sağlık Bakanı sadece işine geldiğinde değil, her zaman hem özel hem kamunun bakanı olduğunu hatırlamalıdır.

Sağlık altyapısına baktığımızda ise yıllardır tamamlanamayan hastanelerle karşı karşıyayız. Girne ve Güzelyurt hastanelerinin yapımı hala tamamlanamamıştır. Bu projelerle ilgili kamuoyunda ciddi yolsuzluk iddiaları dolaşmaktadır. Defalarca açılış tarihi verilen Girne ve Güzelyurt Hastanelerinin ne zaman hizmete gireceği belirsizdir. Bu hastanelerin bir an önce tamamlanması, gerekli personel planlamasının yapılması ve hizmete açılması gerekmektedir.

Kamusal sağlıkta diş hekimliğinden bahsetmek mümkün değildir. Yıllar içinde diş hekimliği istihdamı ve alt yapı üzerine herhangi bir adım atılmamıştır. Diş hekimliğinin sağlığın, koruyucu sağlık önemli bir ayağı olduğu hep yok sayılmıştır. Yıllar içinde taş üstüne taş konmadığı gibi, böyle bir niyetleri de yoktur.

Değerli meslektaşlarım,

Son yıllarda YÖDAK tarafından yeterli denetim yapılmadan açılmasına izin verilen tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile uzmanlık ve doktora programları konusunda da ciddi endişelerimiz bulunmaktadır. Bu programlarla ilgili yaptığımız bilgi taleplerine ise ne yazık ki yanıt alamamaktayız.

Kamusal sorumluluğu olan bir meslek örgütü olarak mesleğimizin geleceğinin ve toplum sağlığının risk altına girmesine izin vermeyeceğiz. Bu konudaki siyah bayrak mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bizim mücadelemiz; mesleğimizin onuru, geleceği ve halkın sağlık hakkı içindir.

Değerli dostlar,

Kıbrıslı Türk hekimler olarak hedefimiz; herkesin eşit şekilde ulaşabildiği, bilimsel temellere dayanan, insan odaklı bir sağlık sistemidir.

14 Mart bizim için yalnızca bir kutlama günü değil; emeğin, dayanışmanın ve mücadelenin günüdür.

Mücadelemiz; mesleğimizin geleceği, halkımızın hak ettiği, anayasal hakkı olan  sağlık hizmetine erişmesi ve daha sağlıklı, barış içinde bir toplum içindir.

Tüm meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramı’nı şimdiden kutlar, katılımınız için teşekkür ederim.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)

Prof. Dr. Ceyhun Dalkan, MD

         (Başkan)


 

Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Başkanı 14 Mart Tıp Haftası Açılış Konuşması

Değerli Meslektaşlarım ve Sayın Basın Mensupları, Değerli Katılımcılar

Bugün burada, her yıl 14 Mart’ta başlayan ve hekimliğin tarihsel mirasını, sağlık çalışanlarının emeğini ve toplum sağlığına dair ortak sorumluluğumuzu hatırladığımız Tıp Haftası’nın açılışını gerçekleştirmek üzere bir aradayız.

14 Mart Tıp Bayramı, sadece bir meslek günü değildir. Bilime olan bağlılığımızı, insan hayatına verdiğimiz değeri ve bu topraklarda çağdaş, adil ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi için verdiğimiz mücadelenin sembol günüdür. Her yıl olduğu gibi bu yıl da, sağlık çalışanlarının görünmez kılınan emeğini görünür yapmanın, sorunları konuşmanın ve çözüm üretmenin sorumluluğuyla buradayız.

Hekimlik, yalnızca bilgiyle icra edilen bir meslek değil, vicdanla, sabırla ve insan hayatına duyulan derin saygıyla yaşanan bir idealdir. Biz hekimler, çoğu zaman yetersiz altyapı, sınırlı kaynaklar, yoğun çalışma temposu ve belirsizlikler içinde hizmet verirken, tek odağımız toplumun sağlığıdır. Bu fedakârlığın temelinde, sağlıklı bireylerden oluşan üretken, mutlu ve geleceğine güvenle bakan bir toplum arzusu vardır.

  • Bugün KKTC’de sağlık alanında geldiğimiz nokta, önemli bir gerçeği açıkça göstermektedir: Mevcut yapının güçlendirilmesi, güncellenmesi ve çağdaş standartlara uygun hale getirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
  • Sağlıkla ilgili temel yasaların yıllardır güncellenmemiş olması,
  • İnsan gücünün planlanmasındaki eksiklikler,
  • Hekimlerin gelecek kaygısı,
  • Altyapıdaki yetersizlikler

Giderilmedikçe ve sağlık sisteminde sürdürülebilir bir yapı oluşmadıkça, toplum sağlığını korumak mümkün olmayacaktır.

  • TUK (Tıpta Uzmanlık Kurulu) Yasası tüm uyarılarımıza rağmen eksikleri ve yanlışları ile yasalaştırılmaya çalışılmıştır. Bu haliyle yasalaşması halinde kontrolsüz ve yetersiz uzman hekim yetiştirilmesi, ülkemizdeki sağlık sistemine yararlı katkı değil ciddi bir risk yükleyecektir. Toplum sağlığını iyileştirme adına atılan her adımda hekim esas unsurdur ve ilerleme ancak hekimin niteliğinin sorgulanmasına fırsat vermeyen koşullarda mümkündür.

Sağlık çalışanlarının güvenli, insanca ve verimli çalışma koşullarına sahip olması; bu ülkenin geleceğine yapılacak en değerli yatırımdır. Güçlü bir sağlık sistemi, güçlü bir toplumun en temel güvencesidir. Sağlık çalışanlarının hak ettiği değeri göremediği, çalışma koşullarının iyileştirilmediği ve karar süreçlerine dahil edilmediği bir ülkede, kaliteli sağlık hizmetinin sürdürülebilir olması mümkün değildir.

Değerli Basın emekçileri; Biz hekimler, toplum sağlığını merkeze alan duruşumuzdan hiç vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bilimsel veriler ışığında görüş üretmeye, gerektiğinde eleştirmeye, gerektiğinde yol göstermeye ve sağlık politikalarına katkı koymaya devam edeceğiz. Amacımız sadece sorunları dile getirmek değil; çözüme ulaşmak, daha çağdaş ve daha güçlü bir sağlık sistemi inşa etmektir.

14 Mart Tıp Haftası vesilesiyle, bu ülkenin dört bir yanında büyük bir özveriyle görev yapan tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor; halkımızın nitelikli, eşit ve erişilebilir sağlık hizmetine kavuştuğu bir KKTC için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

Hepinize saygılarımı sunarım.

Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Yönetim Kurulu (a)

Op. Dr. Erol BARÇIN

     (Başkan)


 

Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Başkanı Dr. Dt. Turhan Ulutekin’in Tıp Haftası açılış konuşması;

Her yıl 14 Mart’ı kutlamak için bir araya geliyoruz. Ancak ne yazık ki bu buluşmalar yıllardır bir kutlamadan çok, giderek büyüyen sorunlarımızı dile getirmek zorunda kaldığımız günlere dönüşmüş durumda.

Gece gündüz, tatil bayram demeden çalışan hekimler, pandemi döneminde kendi sağlıklarını hiçe sayarak görev yapan hekimler, yanı başımızdaki savaşın ilk etkilediği, yurt dışına çıkış yasağı getirilen yine hekimler. Ama aynı hekimler, çıkar hesapları uğruna gerçekler çarpıtılarak toplumun önüne sanki hiçbir fedakârlık yapmamış gibi çıkarılabiliyor.

Peki geçen yıldan bugüne ne değişti?

Türkiye’nin nüfusu göz önüne alındığında ve fakülte sayısının nüfusa oranı KKTC’ye göre daha düşük olmasına rağmen, oradaki fakültelerin kontenjanları ciddi şekilde azaltıldı, diş hekimliğinde doktora eğitimleri kapatıldı.

Bizde ise bunun tam tersi bir tablo var. Yeni fakülteler açılmaya devam ediyor. Akademisyeni olmayan bölümler doktora öğrencisi almaya devam ediyor. Kontenjanlarla ilgili ise ortada ne ciddi bir planlama var ne de etkili bir denetim.

Kontrolsüz şekilde artırılan hekim sayısı yalnızca mesleğimizi değersizleştirmiyor; aynı zamanda nitelikli hekim yetiştirilmesini de imkânsız hale getiriyor. Eğitim kalitesi her geçen yıl biraz daha geriye gidiyor.

Uzmanlık eğitiminde ise umut verici bir adım atılabilecekken o fırsat da elimizden alındı. TDUK, uzmanlık eğitim şartlarını denetleyecek ve uzmanlığa girişte merkezi bir sınav yapma yetkisine sahip olacaktı. Ancak daha yasa yürürlüğe girmeden, çeşitli baskılar sonucu bu yetki kurulun elinden alındı. Yani sorunları çözebilecek bir mekanizma daha doğmadan etkisiz hale getirildi.

Kamuda diş hekimliği açısından da geçen yıldan farklı bir tablo yok. Gerekli kadrolara yeterli sayıda uzman alınmadı. Sağlık en temel insan hakkıdır. Ancak üzülerek söylüyorum ki ülkemizde ağız ve diş sağlığı alanında bu hakka erişim ciddi şekilde kısıtlıdır.

Dişlerini kaybeden bir hastanın kamuda tedavi olma imkânı neredeyse yoktur. İnsanlar ya tedavisiz kalmakta ya da maddi gücü varsa özel sektöre yönelmek zorunda bırakılmaktadır.

Oysa çözüm yıllardır bellidir. Koruyucu hekimlik. Hem daha ekonomik hem de daha sürdürülebilir bir sağlık politikasıdır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde onlarca yıldır uygulanan bu sistem sayesinde çürük ve diş kaybı oranlarının nasıl dramatik şekilde düştüğü açıkça görülmektedir. Buna rağmen ülkemizde hâlâ bu yaklaşım benimsenmemektedir.

Ve yıllardır değişmeyen bir başka sorun daha: tıbbi atıklar.

Toplanmıyor, toplatılmıyor ve bu durum halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu sorunun ileride çok daha büyük krizlere yol açabileceği bilinmesine rağmen gerekli adımlar hâlâ atılmıyor.

Bugün burada bir kez daha sorunlarımızı dile getirmek zorunda kalıyoruz. Ancak bilinmelidir ki sağlık çalışanlarının amacı şikâyet etmek değil; daha nitelikli bir eğitim, daha adil bir çalışma düzeni ve toplumun gerçekten ulaşabildiği bir sağlık sistemi için mücadele etmektir. Çünkü güçlü bir sağlık sistemi olmadan güçlü bir toplum da olmaz. Hekimler sustuğunda sadece bir meslek değil, toplumun sağlığı da kaybeder. Bu yüzden beklentimiz çok açık: Bilimin, planlamanın ve liyakatin esas alındığı bir sağlık politikası artık gecikmeden hayata geçirilmelidir. Tüm zorluklara rağmen mesleğini onurla sürdüren, halk sağlığı için mücadele eden tüm hekimlerin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, daha adil ve nitelikli bir sağlık sistemi için mücadelemizin süreceğini bir kez daha vurguluyorum

Saygılarımla,

Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Yönetim Kurulu (a)

Dr. Dt. Turhan ULUTEKİN)

(Başkan)

 


 

14 Mart Tıp Haftası Etkinlik Programı

14 Mart Tıp Haftası etkinlikleri, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Türk Sanat Müziği Topluluğu konseri ile başlamış olup, ay boyunca düzenlenecek çeşitli etkinliklerle devam edecektir. Program kapsamında 9 Mart Pazartesi günü Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği binasında saat 10.00’da açılış ve basın toplantısı gerçekleştirilmiş olup ardından saat 11.00’de “Kalbin Ritmi Sanatın Işığı” temalı Hekimler Sanat Sergisi’nin açılışı yapılacaktır. Sergi, 9–14 Mart tarihleri arasında 09.00–16.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecektir.

Etkinlikler çerçevesinde 11 Mart Çarşamba günü saat 16.00’da Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Dr. Mustafa Hami Konferans Salonu’nda “Hekimliğin Geleceği” başlıklı seminer düzenlenecektir. 14 Mart Cumartesi günü saat 10.00’da Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Dr. Mustafa Hami Konferans Salonu’nda Tıp Bayramı töreni gerçekleştirilecektir. Tören kapsamında meslekte 50. Ve 25. Yılını doldurmuş hekimlere plaket takdim edilecektir. Ayrıca geleneksel hale gelen ödüllerimizden Kurumsal Ödül bu yıl Sayın Yaşar Ersoy’a takdim edilecek, Basın Ödülleri ise Sayın Damla Dabiş ve Sayın Meltem Sakin’e verilecektir. Bunun yanında özel ödül Sayın Dr. Sibel Siber’e takdim edilecektir. Aynı gün akşam saat 19.00’da Lefkoşa Grand Pasha Hotel’de düzenlenecek Tıp Balosu ve Reva konseri ile etkinlikler devam edecektir.

Tıp Haftası etkinlikleri kapsamında ayrıca 24 Mart Salı günü saat 20.00’de Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Med Club’da “Belfast” filminin sinema gösterimi yapılacaktır.

Tüm hekimlerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlar, toplum sağlığı için gösterdikleri özverili çalışmalar için teşekkür ederiz.

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)

Dr. Sinem Şığıt İkiz,MD

(Genel Sekreter)