
22 KASIM DİŞ HEKİMLİĞİ GÜNÜ VE AĞIZ DİŞ SAĞLIĞI HAFTASI nedeni ile 16 Kasım 2020 günü yaptığımız basın toplantısından:
22 Kasım Diş Hekimliği Günü ve Ağız Diş Sağlığı Haftası nedeniyle yine, kutlama yapmak yerine sorunları gündeme getirmek, tartışıp çözüm yolları üretmek çabasındayız.
Hekimlik, uzun ve zorlu bir eğitimi takiben, özveriye, yüksek risk üstlenmeye ve sürekli eğitim ve güncellenmeye ihtiyaç duyulan bir meslek alanıdır. Ülkemizde kontrolsüz bir şekilde artan nüfusun, giderek daha fazla sayıda hekime ihtiyacı olduğu bir gerçektir. Ancak birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da ülkenin geleceğine dair bir planlama yapılmadığından yetiştirmemiz gereken hekim sayısını bilmemiz mümkün değildir.
Bırakın bundan 10 yıl, 20 yıl sonra kaç hekime ihtiyacımız olduğunu öngörebilmeyi, biz bugün mevcut fakültelerde öğrenim gören hekim adaylarının sayısına dair net bir veriye bile sahip değiliz.
Ülkemizde sayıları her geçen gün artmakta olan tıp ve diş hekimliği fakültelerinin de ülkenin ihtiyaçlarına ve olanaklarına göre açıldığını söylemek imkânsızdır. Tıp ve diş hekimliği eğitimi, teorik olduğu kadar hasta üstünde pratik uygulamaya dayalı eğitimi de içerdiğinden, hasta sayısı ve çeşitliliği bakımından nüfus sayısı önemlidir. Dünyada her 1 milyon nüfusa 1 tıp fakültesi açılabilmesi önerilirken, ülkemizde 7 tıp ve 8 diş hekimliği fakültesi mevcuttur, bazıları da onay ve başvuru aşamasındadır. Bu fakültelere kabul edilen öğrencilerin giriş sınavları standart merkezi bir sınav olmadığı gibi, verdikleri eğitim de standardize edilmemiştir. Söz konusu bu fakültelere kabul edilen KKTC uyruklu öğrencilerin ise, ülkemiz ihtiyaçları doğrultusunda planlanarak sayılarının belirlenmediğini biliyoruz. Kısa bir süre sonra, yeterli hasta üstü uygulama deneyimi olmayan, çok sayıda genç hekim mezunla karşı karşıya kalma riskimiz mevcuttur.
Lisans eğitiminde durum bu iken, YÖDAK, iki üniversite hastanesine, uzmanlık eğitimi yetkisi onaylamıştır. Uzmanlık eğitimi büyük oranda hasta üstü uygulamaya dayalı, usta-çırak ilişkisini de içeren, dolayısı ile teknolojik alt yapı yanında yeterli hasta ve hasta çeşitliliği ve yeterli öğretim elemanı şartı aranması gereken bir süreçtir. Bu nedenledir ki Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından uzmanlık eğitimi yetkisi onaylanmayan bu hastanelere, YÖDAK tarafından verilen bu onaylar sonucu, ayni şekilde yeterli deneyimi olmayan uzman hekimler mezun edilmesi de söz konusu olabilecektir.
Her iki kademedeki sorun da hayati öneme haizdir ve Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve YÖDAK’ı, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ile işbirliği yapmaya ve sorunların çözümü için ortak akılla hareket etmeye davet ederiz.
Ayni sorunun bir devamı olarak değerlendirdiğimiz BNDH Diş Hekimliği Kliniği’nin özel bir üniversite bünyesine taşınma girişimi, kısa bir süre önce, hekim örgütlerinin girişimi ile engellenmiştir. Ancak burada çalışan diş hekimi meslektaşlarımızın teşkilat yasalarından kaynaklı özlük hakları ile ilgili sorunları, yıllardır devam etmektedir.
Hekimliğin hastalıkları sağaltıcı-tedavi edici alanı kadar, sağlığı koruyucu alanı da önemlidir. Ülkemizde kalıcı bir koruyucu sağlık hizmetinden söz etmek mümkün değildir. Oysaki sağlığı korumak, hastalıkları tedavi etmekten daha akılcı ve ekonomiktir. Koruyucu diş sağlığı politikası da, toplum sağlığı için çok önemlidir. Ülkemizde sık sık değişen hükümetlerin, sağlık bakanlıklarından birinin başlattığını, diğerinin kaldırdığı, sürekli değişen sağlık politikalarıyla, halkın sağlığının korunması mümkün değildir.
Gelir geçer hükümetlerle değişmeyecek ulusal bir sağlık politikası oluşturmak, sağlıklı biri toplum yaratmak için şarttır.
Hekimlerin meslek örgütü olarak KTTB ve Odaları, sadece üyelerinin meslek uygulama alanları, hak ve çıkarları konusunda değil, ülkemizde iyi hekimliğin, meslek etiğinin korunması için de çalışmaktadır. Ayni zamanda halkın ve çevrenin sağlığının korunması için de çeşitli çalışmalar yapan Tabipler Birliği, ülkede doğru sağlık politikaları oluşturulmasında da büyük paya sahiptir. Hem bir meslek örgütü olarak, hem de sivil toplum örgütü olarak sorumluluk üstlenmekte olan Birliğimiz, COVID-19 Pandemisi sürecinde de halkın sağlığının korunması için yılmadan çalışmıştır.
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası’nı, Diş Hekimliği Günü ve Ağız Diş Sağlığı Haftası nedeni ile oluşturduğu, üyelerinin eğitimi yanında, sosyal sorumluluk örneği faaliyet programı nedeni ile kutlarım.
Tüm diş hekimi meslektaşlarımın Diş Hekimleri Gününü kutlar, birlikte, çok daha sağlıklı ve güzel günlerde meslek icra edebilecekleri nice yıllar dilerim.
Saygılarımla,
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)
Dr. Özlem Gürkut
(Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı)
Diş hekimliği haftası nedeniyle buradayız. Beş yıllık uzun, zorlu ve pahalı bir eğitim olan ve buna ek olarak doktora programı ile uzmanlık eğitimi de yapılabilen bu zahmetli alanda çalışan tüm Diş Hekimi meslektaşlarımı ve öğrencilerini selamlıyorum.
Gerek ülkemizde, gerekse Türkiye’de gittikçe artan sayıda Tıp ve Diş Hekimliği fakülteleri gerçeği ile yüz yüzeyiz. Ülkemizde bu fakültelerin eğitiminin standardizasyonu ve denetimi uluslararası kriterlere göre, YÖDAK, KTTB, KTDTO ve Sağlık Bakanlığı tarafından titizlikle yapılmalıdır. Tıp ve Diş Hekimliği eğitiminin kâr amacı gütmeyen üst düzey donanımlı ve yeterli hasta sayısı olan eğitim kurumları tarafından yapılması mesleğin geleceği açısından önem arz etmektedir.
Artan mezun sayısına rağmen devlette Diş Hekimi istihdamı sınırlıdır. Perifer sağlık merkezleri dahil olmak üzere kamudaki Diş Hekimi istihdamının artırılması ve gerekli malzemeler sağlanarak devlette yapılmayan protez vb. tedavilerin yapılmaya başlanmasını beklentimizdir.
Gittikçe derinleşen ekonomik kriz diş tedavisi gibi zahmetli ve pahalı bir tedaviyi birçok hasta için zor ulaşılır hale getirmiştir. Bu durum ise yurt dışından güvenliği şüpheli merkezlerde tedavi arayışını getirmiştir. Diş hekimliği malzemelerinin gümrük vergisi indiriminin veya muafiyetinin sağlanarak bu hizmetlerin maliyetindeki azalma bu konunun çözümüne katkıda bulunacaktır.
Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde Diş Kliniği, bulunduğu binanın pandemi merkezi olması nedeniyle bir süre hizmet verememiş, sonra Diyabet Merkezinin 2. Katına taşınarak hizmete başlamıştır. Ancak engelli ve yaşlı hastaların bu kliniğe ulaşması mümkün değildir. Bir an önce asansör ve bunun gibi bir tadilat yapılması acil ihtiyaçtır.
Diş hekimliği çalışması infeksiyon açısından yüksek risklidir. Kamu ve özelde yeterli “Kişisel Koruyucu Ekipman” ile çalışılması, bu malzemelerin temininde kolaylıkla sağlanması, mesleğe başlamadan önce ve meslek yaşamı boyunca da periyodik tarama ve aşılama yapılması gereklidir.
Tüm Diş Hekimi meslektaşlarımı kutlar, çalışmalarında başarılar dilerim.
Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Yönetim Kurulu (a)
Dr. Yonca Morris
(Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Başkanı)
Mesleğin sorunsuz ve ideal koşullarda yapılabildiği ülkelerde Diş hekimliği Günü ve Ağız Diş Sağlığı Haftası gibi özel günler kutlanırken, bizim gibi yıllardır benzer sorunların süregeldiği ve hatta katlanarak arttığı ülkelerde mesleğin kanayan yaralarına parmak basmak ve mesleğin geleceği ile ilgili kaygıları gündeme getirmek sanırım daha doğru olacaktır.
Bir meslek odası olarak bizim görevimiz meslektaşlarımızı ve hastalarımızı korumak, mesleğin; hasta ve hekim tarafından yüksek standartlarda gerçekleşmesi için çaba harcamak olmalıdır. Bunu sağlayabilmek ancak üretilmiş doğru sağlık politikaları ve sağlam yasal ilkeler üzerine inşa edilmiş meslek kuralları ve bunların aksamayan denetiminin sağlanması ile mümkün olacaktır. Ancak ülkemizde ne uzun dönem sağlık politikaları, ne yeterli hukuki temel ne de gerekli denetim mevcuttur. Bu noktada sizlere sorum şudur: Sağlık politikaları, yasaları ve denetimi eksik olan bir ülkede sağlıkta başarıdan bahsetmek nasıl mümkün olabilir?
Yani yakalanamayan sağlık hizmet standardının, ülkemizde kaçak olarak çalışan hekimlerin, her yıl artan diş hekimliği fakültesi ve mezun sayısının, engelliler için yeterli derecede sağlanamayan sağlık hizmetlerinin, devlet hastanelerinde veya bazı özel kliniklerdeki sistemsiz işleyişin önüne nasıl geçilebilir?
Herhangi bir konuda geleceğe yönelik bir plan hazırlamadan ilerlemek rüzgarda amaçsızca savrulan bir yaprağın ilerleyişine benzer, elinizde bir yol haritanız yoksa, hedefleriniz yoksa, varacağınız yere ulaşmanız ancak şans eseri olacaktır.
Değerli basın mensupları şu anda KKTC diş hekimliği fakültelerine girişte merkezi bir sınav sistemi yok, daha da kötüsü bu fakültelerde okuyan KKTC vatandaşı öğrenci sayısıyla ilgili net sayılar hiçbir resmi kuruluşta yok!
Peki ben KTTDO başkanı olarak, önümüzdeki 2 yıllık dönemde yeni gelecek üye sayımı bile bilmeden nasıl bir yönetim planı ve projeler çıkarabilirim. Mezun olup aramıza katılacak meslektaş sayısının bilinmesi kadar basit bir konu bizler için ulaşılamaz durumda.
Bir ülkede artan üniversite sayısı gurur kaynağı olmalıdır. Artan refah seviyesi, artan eğitim ve bilim seviyesinin göstergesi olmalıdır. Ancak ülkemiz bu noktada bilim yuvası olma ve bir çok alanda başı çeken, bilim dünyasında çokça bahsedilen bir ülke olma noktasından çok uzaktadır. Benzer olarak denetimsiz bir şekilde artan diş hekimliği fakülteleri de bizi ağız ve diş sağlığında dünya standartlarının üzerine taşımamıştır.
Diş hekimliği mesleği ve eğitimi çok özeldir, ağır bir teorik eğitime, el becerilerini geliştirmek üzere yoğun pratik eğitim eşlik etmek zorundadır çünkü diş hekimleri minyatür seviyede mühendislik ve sanatçılık icra eden sağlık çalışanlarıdır. Siz bu denklemden ne teorik eğitimi ne de pratik eğitimi çıkarabilirsiniz. Eğer teorik eğitimi çıkarırsanız hekimlik ünvanından, eğer pratik eğitimi çıkarırsanız mesleği uygulama becerilerinden feragat edersiniz. Maalesef adamızdaki üniversitelerde gözlemleyebildiğim teorik eğitim olsa da hasta yetersizliğinden pratik eğitimin ciddi anlamda eksik kaldığıdır. Bu bağlamda yeterli becerileri kazanamayan meslektaşlar yetiştirilmektedir. Bu durum hem öğrenciler, hem aileleri, hem de potansiyel hastaları için sorunlu bir tablo ortaya koymaktadır. İdeallerinde olan hekime dönüşemeyen öğrenci ve ciddi anlamda masraf yapıp beklenti içinde olan aile, beklentilerinin karşılanamaması sonrası kaçınılmaz bunalıma sürüklenmektedir. Belirli standartlarda eğitim alamamış hekimlerden tedavi alacak olan hastalar ise riskli bir tablo ile karşı karşıyadırlar.
Bu noktada diş hekimliği kontenjanlarının sınırlandırılması, girişte merkezi sınavın getirilmesi, eğitimin denetlenmesi ve standardize edilmesi, hekim sayısı ile ilgili uzun vadeli planların oluşturulması gerekmektedir aksi takdirde işsiz sağlıkçı üniversite mezunları ordusunun yeni neferleri diş hekimleri ve takiben tıp hekimleri olacaktır. Bu göz yumulabilecek bir tablo değildir. Yeni meslektaşlarımızı aramıza almak onları kucaklayıp kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmak tabi ki bizim görevimizdir ve bunu yapacağımızdan da kimsenin şüphesi olmamalıdır. Fakat bu ihtiyaç fazlası hekim yetiştirilmesini eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmemelidir.
Biz oda olarak hem yeni mezun olacak meslektaşlarımızın hem de uzun yıllardır çalışmakta olan meslektaşlarımızın kendilerini güncel tutabilmeleri ve gelişen teknolojilere entegre edebilmeleri için gerekli meslek içi eğitimi sağlamak ve gelişimlerini desteklemek için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Birazdan bahsedeceğimiz hafta etkinlik programında da görebileceğiniz gibi eğitim bizler için birinci sırada gelmektedir.
Eğitim her seviyede gerçekleşmelidir ki toplum ağız diş sağlığı ile ilgili ilerleme kaydedilebilsin. Bu noktada odamızın hazırladığı, ilkokul seviyesi ve ortaokul-lise seviyesi için hazırlanmış 2 ayrı eğitim videosu eğitim bakanlığı eli ile tüm okullarımıza dağıtılmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda okullara gidilerek gerçekleştirilen ağız sağlığı ve hijyen eğitimi, değerli yönetim kurulu üyemiz Dr.Dt. Nermin Yönel tarafından dijital formda hazırlanmış böylelikle çok daha fazla sayıda çocuğumuza hijyen eğitimi sağlanabilmiştir. Eğitim çok önemlidir fakat daha önemlisi rutin muayene ve tedavilerin sağlanması özellikle periferdeki çocuklara sağlık hizmetlerinin ulaştırılmasıdır. Zaman zaman sınırlı bölgelerde yapılan ve davamı getirilmeyen ağız taramaları koruyucu hekimlik anlamında yeterli uygulamalar değillerdir. Bu konudaki çalışmalar sağlık bakanlığınca rutin hale getirilmeli taramaları takiben gerekli tedaviler ve takipleri uygulanmalıdır.
Daha da üzücü olan konu engelli vatandaşlarımızın ağız sağlığı ile ilgili hizmetlere ulaşmalarındaki imkansızlıklardır. Engelli vatandaşlarının tedavilerini üstlenemeyen devlet, ne sağlık hizmeti sağladığından, ne de sağlık politikalarının olduğundan bahsedebilir. Sağlık bakanlığı ivedi olarak engelli hastalara hizmet ulaştıracak altyapıyı tamamlayıp hizmete sokmalıdır. Oda olarak biz, konuda gerekli destek için her zaman hazır olduğumuzu ve konunun takibinde olacağımızı hatırlatırız.
Geçirmekte olduğumuz pandemi sürecinde diş hekimliği mesleğinin önemi bir kez daha görüldü. Bulaş riski açısından en yüksek risk grubunda olan meslektaşlarım, bu dönemde kişisel koruyucu ekipmanlara ulaşmakta ciddi imkansızlıklar yaşadı, ulaştıkları malzemeler için akıl almaz rakamlar ödemek zorunda kaldı. Bu yüksek riske ve ekonomik zorluğa rağmen birçok meslektaşım pandemi sürecinde acil hastalara yardımcı olmak için kliniklerinde görev yapmışlar, ekonomik hasara rağmen hastalarını mağdur etmemişlerdir. Bu özveriyi gösteren meslektaşlarıma; ne personellerinin maaşlarını ödemek için destek, ne de dezenfektan, eldiven maske gibi temel ihtiyaçlarının sağlanmasında kolaylık sağlanmıştır.
Pandemi sürecinin yarın sonlanmayacağı ortadadır. Eğer sağlık kuruluşlarını desteklemeye yönelik projeler oluşturulmaz ise bir çok klinik ya kapısına kilit vuracak ya da hastalardan talep ettikleri tedavi ücretlerini ekonomik kriz ve pandemi paralelinde yükseltmek durumunda kalacaktır. Bu da bir çok hastamızın sağlık hizmetlerine ulaşımını zorlaştıracaktır. Diş hekimliğinde kullanılan tüm malzemeler yurt dışından gelen dolayısı ile döviz kurundan etkilenen önemli bir gider unsurudur. Yetmezmiş gibi ciddi gümrük vergisi ve malzemeye ulaşım zorluğu da göz önünde bulundurulduğunda diş hekimliği malzemeleri, mal edişi çok yüksek ve ulaşımı zor bir kalem halini almaktadır. Tedarik konusunda diş hekimlerine destek sağlanmalı belli gümrük muafiyetleri ve kredilendirme projeleri ile bu zor ekonomik dönemde diş hekimlerinin ayakta durabilmesine yardımcı olunmalıdır.
Pandemi süreci bize birçok şey öğretmiş ve birçok şeyin farkına varmamızı sağlamıştır. Örneğin geçtiğimiz yıllarda oda başkanlarımızın açıklamalarından da hatırlarsınız, “yurtdışına gidip ucuz diye tedavi yaptırmayın” demişlerdi. Pandemi sürecinde birçok hasta tedavisi yarım şekilde, mağdur olarak bizlere başvurdu. “Adaya gelen kayıtsız kaçak hekimlere tedavi yaptırmayın sorun yaşarsanız doktorunuza ulaşamazsınız” demişlerdi.. bir çok hasta adaya gelen kayıtsız hekimler gelemediği için tedavileri yarım, sorunları çözümsüz kaldı. Tabii ki hekimlik ahlakı gereği hiçbir hastayı çözümsüz bırakmadık, ama uyarılarımızın kimse tarafından dinlenmemiş olmasını görmek bizi derinden yaraladı. Ağızda çalışan diş teknisyenleri, diş hekimliği mesleği ile ilgisi olmadan ameliyat yapmaya kalkışan implant satış elemanlarına gelemiyorum bile.. yıllardır söyledik söylüyoruz. Sağlık bu kadar basit değil, sağlığınız bu kadar ucuz değil, ne olur dikkat edin. Hastalarımız dikkat etsin, hekim arkadaşlarımız dikkat etsin. Biz Diş Tabipleri Odası olarak gördüğümüz tüm yanlışlıkların karşısında; daha iyi yetişmiş hekimler daha yüksek standartta tedaviler için savaşacağız.
Bugün Diş hekimliği haftası kapsamındaki etkinliklerimizi bu basın toplantısı ile başlatmış olduk. Basın toplantısını takiben saat 12:00’de Sağlık Bakanımız Sn. Ali Pilli’yi ziyaret ederek toplum ağız diş sağlığı ve meslek sorunlarımız ile ilgili görüş bildireceğiz. Takiben Lefkoşa Çocuk Yuvasını ziyaret ederek eksikleri ile ilgili katkı sağlamaya çalışacağız. Hafta boyunca halkı bilinçlendirme amaçlı radyo ve televizyon programlarına katılarak toplum ağız ve diş sağlığı ile ilgili bilgilendirme çalışmaları yürüteceğiz. Geçtiğimiz dönem odamız tarafından hazırlanan, engelli bireylerimizi, ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlendirme amaçlı kamu spotu da hafta boyunca basında yayınlanacaktır. Her yıl olduğu gibi bu yılda çocuklarımızın ağız ve diş sağlığına verdikleri önemi artırmak amacıyla “Colgate” Sponsorluğunda ortaokullara yönelik “Colgate Afiş Yarışması” düzenlenecektir.
Az önce de bahsettiğim gibi bizim için en önemli etkinlik eğitimdir. Pandemi nedeniyle konferans salonlarında toplanamasak da meslektaşlarımız için online olarak çok değerli isimlerle yoğun bir eğitim programını hazırladık. Bilimsel programımızın açılışını yarın Sayın Türk Dişhekimleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Atilla Sephan Ataç ile olan söyleşimizle yapıyor ve mesleğin geleceğini konuşuyoruz. Takip eden günlerde alanlarında birbirinden başarılı akademisyenler, Prof. Dr. Erhan Çömlekoğlu ve Uzman Dr. Dt. İlker Bacaksız’ın webinarları ile devam ediyoruz.
Online eğitimlerimize, deprem felaketinden etkilenen İzmir’deki meslektaşlarımıza destek belirtmek ve onların yanında olduğumuzu bildirmek amacıyla İZDO Başkanı Sayın Dt. Yaman Yamangil ile görüşerek, İzmirli meslektaşlarımızı da bilimsel programımıza davet ettik. Hafta kapsamında gerçekleştirilecek tüm bilimsel program İzmir’deki meslektaşlarımızın da katılımı ile gerçekleşecektir.
Umarım, önümüzdeki yıl basın toplantımızda bu problemlerden birkaç azını sayarız… Toplantımıza gösterdiğiniz ilgi için teşekkür eder, Tüm meslektaşlarımın diş hekimleri gününü, halkımızın ağız diş sağlığı haftasını yürekten kutlarım.
Saygılarımızla,
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Yönetim Kurulu (a)
Dr. Dt. Kaan Asvaroğlu
(Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Başkanı)