COVID-19 pandemi sürecinde açılmaları yaşadığımız bu günlerde ülke olarak dikkatli olmamız gerektiği kesindir. Açılma sürecinde tedbirler kaldırılıp sınırlar açılırken, sağlık sistemi üzerine yük gelmeyecek şekilde, düşük riskten daha yüksek riske, kademeli olarak hareket edilmelidir. Her açılım kararı, toplumdaki COVID-19 hastalık öngörü seviyesine göre yapılmalıdır. Yani açılım kararları 2-3 hafta sonraki hastalık görülme sıklığı ile direkt ilişkili olduğundan, sağlık sisteminin performansına (sağlık sistemi üzerindeki yük) göre alınmalıdır.
Bu sebepten ötürü Sağlık Bakanlığı her açılma kararının etkisini epidemiyolojik projeksiyon çalışması ile değerlendirmelidir. Beklenen hasta sayısı ile yatak, tanı ve tedavi hizmetlerinin bu sayıyı karşılayabilme oranı çok önemlidir. Aksi takdirde hastalık kontrolsüz bir şekilde artacaktır.

Açılma sürecindeki ülkelerin risk kategorizasyonu 2 önemli kritere göre değerlendirilmelidir:
1-COVID-19 ile mücadeleye hazırlık
2-Toplum içerisindeki aktif COVID-19 epidemiyolojik verileri (son 14 günde 100,000 deki aktif  hasta sayısı).
Ancak bu şekilde bilimsel ve güvenli bir kategorizasyon yapılmış olur.

KTTB olarak Sağlık Bakanlığı’na sorularımız:
1. Ülkelerin risk kategorizasyonu hangi bilimsel verilere göre ve hangi bilim kurulu kararına göre hazırlanmıştır ?
2. Günümüzdeki açılma süreci içerisinde COVID-19 hasta projeksiyon çalışması nasıl yapılmıştır?
3. 1 hafta, 2 hafta, 4 hafta sonra ve ilerleyen aylarda beklediğiniz hasta sayısı kaçtır? Mevcut sağlık sistemimiz, bu sayıyı yatak, tanı ve tedavi açısından karşılayabilecek durumda mı?

COVID-19 pandemi süresi içerisinde DSÖ’nün de vurguladığı gibi politik kararlar ile değil bilimsel ve şeffaf kararlar ile yol alınmalıdır. Ancak bu şekilde toplumun güveni tam olacak ve bu zorlu süreçten en az kayıpla çıkabileceğiz.

 

Saygılarımızla,

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)

Dr. Emre Y. Vudalı
Koruyucu Hekimlik ve Halk Sağlığı Sorumlusu