• Font size:
  • Decrease
  • Reset
  • Increase
ende

'Kadın Sağlığı ve Doğurganlık Hakları'

 

kttb logo

 

Sağlık, Dünya Sağlık Örgütü’nün klasik tanımı ile bireyin hastalık ya da sakatlığının olmaması değil, bedensel, ruhsal sosyal açıdan tam bir iyilik hali olarak tanımlanmaktadır.

Bu tanımla, bireyi ve toplumları sağlık açısından değerlendirmek, tam iyilik halini ölçmek oldukça güçtür. Bu noktada sağlığı belirlemede genellikle morbidite (hastalık) ve mortalite (ölüm), fertilite (doğurganlık) ile ilgili ölçütler kullanılmaktadır. Yaş gruplarına ve cinsiyete göre karşılaştırma yapıldığında toplumda her bireyin hastalanma potansiyelinin, riskinin eşit olmadığı görülmektedir.

Bu bağlamda kadınların sağlığını ele alacak olursak, dünya nüfusunun (7,7 milyar) yarısını kadınlar ve kız çocukları oluşturmaktadır. Pek çok araştırma kadınların erkeklere göre daha uzun yaşadıklarını ancak yaşam kalitelerinin daha düşük olduğunu, daha fazla hastalık yaşadıklarını göstermektedir.

Anne ölümlerinin hemen hemen tamamı önlenebilir ölümlerdir. Anne ölümlerinin önemli bir kısmı doğumdan hemen önce, doğum sırasında veya doğumdan sonra, doğumla ilişkili kanama ve eklampsiden dolayı meydana gelmektedir. Bu nedenle gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde sunulacak hizmetlerle bu ölümlerin önlenmesi mümkündür.

Kuzey Kıbrıs’ta durum nedir?

Kadının doğurganlık hakları ve sağlığı ile ilgili olarak ülkemizdeki duruma bakacak olursak; cinsel eğitim konusunda devletin hiçbir rol üstlenmediği, doğum kontrol yöntemlerinin öğretilmediği ve doğum kontrol araçlarının (rahim içi araç: spiral, doğum kontrol hapları, prezervatif gibi) devlet tarafından sağlanmadığı görülmektedir.  Planlanan ve istenen gebeliklerde de gebe kadınların genetik taramalarının ve takiplerinin, aşılarının ücretsiz olarak yapılmadığı, yeni doğan bebeklerin tarama testlerinin (topuk testi) ücretsiz olarak yapılmadığı, çocukluk aşılarının sürekli, düzenli ve ücretsiz olarak sağlanmadığı görülmektedir. Çalışan kadınların gebelikleri sırasında yaşadıkları sağlık problemlerinde kullanacakları raporların ve annelerin emzirme izinlerinin düzenlenmesi, anne ve babaların bebeğin bakımı için ihtiyaçları olan yasal işten ayrılma sürelerinin geliştirilmesi ve çağdaş düzeye getirilmesi gerekmektedir. Çünkü ülkemizde çocuk bakımı amacı ile çalışmasına ara veren kişilerin kariyer ilerlemesinde kesintiye uğradığı, hak kaybı yaşadığı hatta işini kaybettiği görülmektedir.

Ülkemizde son dönemde kadın sağlığı ve hakkı olarak tartışılan küretajın yasal üst sınırı ile ilgili olarak, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, tıbbi verilere dayandırdığı görüşünü bildirmiştir. Ancak, konu ile ilgili tartışmaların devam etmesi nedeni ile topluma yönelik olarak bu açıklamayı yapmaya ihtiyaç duymuştur.

Kürtaj veya daha doğru tabiriyle "küretaj", genel anlamda rahim içinde istenmeyen bir gebeliğin tahliyesi anlamına gelmektedir.Tıbbi literatürde gebelik terminasyonu, gebelik sonlandırılması veya dilatasyon-küretaj ( D&C ) olarak da geçer. Ancak "kürtaj hiçbir zaman bir aile planlaması yöntemi değildir".

İstenmeyen gebelikleri önleyebilmek için öncelikle modern aile planlaması yöntemleri etkin bir şekilde uygulanmalı ve her şeye rağmen istenmeyen bir gebelik ortaya çıkmışsa son çare olarak küretaja başvurulmalıdır. Küretaj gebelik sonlandırılması için yapılabileceği gibi tanısal amaçlı veya düşük yapan kişilerde rahim içinde eğer bebeğe ait parçalar kaldıysa, yani gebeliğe bağlı rahim içi materyal tam olarak atılamadıysa, bunları temizlemek için de yapılabilir.

Küretajda ülkemizdeki yasal boyut nedir?

Gebelik tahliyesi amacıyla yapılan kürtajlarda (legal yolla küretaj) yasal sınır ülkemiz için "son adet tarihinden itibaren 10 hafta" ile sınırlıdır. Son adet tarihi, son adetin ilk (başlangıç) günüdür.

Gebelik, bu gebelik haftasının daha üstünde ise anne ve babanın rızası olsa bile yasal olarak küretaj uygulanamaz.

Ancak gebeliğin devam etmesi anne için hayati bir tehlike oluşturuyorsa, örneğin annede şiddetli bir kalp, böbrek, karaciğer hastalığı, astım veya hipertansiyon gibi bir durum varsa veya gebelik için zararlı olabilecek ilaçlar kullanmak zorunda ise "anne hayatı düşünülerek" gebelik haftasına bakılmaksızın gebelik sonlandırılabilir. Bunun için gerekçeli raporlar doğrultusunda yasal prosedürün tamamlanması gereklidir.

Gebeliği tıbbi olarak 3 dönme (trimester) ayırmak mümkündür. Mevcut bilimsel veriler doğrultusunda ilk trimester olarak kabul edilen 12. gebelik haftasına kadar olacak gebelik tahliyelerinde (küretaj) oluşabilecek cerrahi komplikasyon (istenmeyen sonuçlar) ihtimali oldukça düşüktür. Ancak tıbbi gereklilik halleri haricinde, yapılacak büyük gebelik tahliyelerinde oluşabilecek komplikasyon oranları belirgin olarak arttığından KTTB olarak tıbbi gerekçeler ile küretaj süresinin yasal üst sınırının en fazla 1. trimesterin yani 12. gebelik haftasının sonu olarak sınırlandırılması gerektiği görüşündeyiz.

Küretajın bir aile planlaması metodu olamayacağı tüm tıp literatüründe yer almakta olup, esas amaç istenmeyen gebeliklerin oluşmadan engellenebilmesi olmalıdır. Bu amaçla ülkemizde öncellikle tartışılması gereken daha önemli ve temel konular olduğu kanaatindeyiz. Bu konular başlıca; anne güvenliği, aile planlaması, cinsel eğitim, gebelikte aşılama, gebelikte ve sonrasında beslenme, gebelikte komplikasyon izlenimi, gebelikte enfeksiyonların taranması, emzirme eğitimi, yeni doğanda topuk testi ve gebelik planlanması gibi konulardır.

Ülkemizde kadın sağlığının temel unsurları DSÖ kriterlerini yakalamamışken, konunun küretajın yasal süresinin artırılması tartışmaları ile sınırlı kalmasını üzülerek izlemekteyiz. Ülkemizde kadının doğurma hakları oluşturulmamış, çalışma yasalarında anne babanın çocukları ile ilgili sorumlulukları tam anlamı ile üstlenebilecekleri olanakları sağlamaya yönelik düzenlemeler yapılmamıştır.

Küretaj yasal süresinin Ceza Yasasında düzenlenmesinin yanı sıra, kadın sağlığı ve kadının doğurganlık haklarını düzenleyecek bir yasa çalışmasının da ivedilikle ele alınması gerektiğini düşünmekteyiz.

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)

 

                                                        

Dr. Özlem Gürkut                                                                Dr. Emre Y. Vudalı

 

 (Başkan)                                                       (Koruyucu Hekimlik ve Halk Sağlığı Sorumlusu)

Website Security Test