Haberler:
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü - 27 Mart 2017 Pazartesi, 14:19
14 Mart Tıp Bayramınız Kutlu Olsun - 14 Mart 2017 Salı, 08:20
8 Mart Mesajı - 08 Mart 2017 Çarşamba, 12:40
Dünya Böbrek Günü KKTC Seminer Programı - 06 Mart 2017 Pazartesi, 15:02
14 Mart Tıp Haftası Programımız - 03 Mart 2017 Cuma, 12:18
YÖDAK Bağımsız Olmalı - 14 Şubat 2017 Salı, 08:59
Dans Dersleri Başlıyor - 09 Şubat 2017 Perşembe, 14:49
  • Font size:
  • Decrease
  • Reset
  • Increase
ende

1-7 Nisan 2017 Kanser Haftası Basın Açıklaması

 

 

kanser haftasi kttb

 

GAYRETİMİZ TAM VE BÜTÜN OLMALI, KURUMSALLAŞMA BİR AN ÖNCE TAMAMLANMALI

 

Dünyada her yıl yaklaşık 14 milyon insan kansere yakalanmaktadır. Dünya sağlık örgütü verilerine göre 2015 yılında 8.8 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Her 6 ölümden biri ( %16 ) kansere bağlı gerçekleşmektedir. Erkekler arasında, Akciğer, karaciğer, mide, kolorektal ve prostat, kadınlar arasında ise meme, akciğer, kolorektal, serviks ve mide en sık ölüme neden olan ilk beş sırada yer alan kanserleri oluşturmaktadır. %13 ile akciğer, %11.9 ile meme ve %9.7 ile kolorektal kanserler en sık rastlanan kanserler olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Kanserlerin %30-50’si önlenebilmektedir. %60-80 oranındaki kanserler çevresel faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Kanserlerin %30-35 tütün ve tütün ürünlerine bağlı olarak, %25-30 beslenme faktörlerine, %15-20 enfeksiyonlara , %10 -20 obeziteye , % 4-6 alkole ve  geri kalanlar ise radyasyon , pestisitler, asbest , aflotoksinler gibi nedenlere bağlı gelişmektedir.

 

Tütün ve tütün ürünleri son derece önemlidir. Sigara kullanımı  tüm kanser ölümlerinin %22’sinden sorumlu olduğu söylenmektedir. Tütün ürünleri, akciğer, mesane, mide, ağız, yutak, gırtlak, yemek borusu, serviks ve karaciğer kanserlerine neden olmaktadır.

 

Dünyada kanser kayıtçılığı 18 ve 19. yüzyıla dayanırken, ülkemizde ise daha düzgün bir şekilde 2003 yılında Erken Tanı Merkezinin kurulmasından sonra hastane bazlı kayıtlar tutulmaya başlanmıştır. 2013 yılının sonuna doğru ise proje geliştirilerek, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Elçiliği işbirliğinde toplum bazlı daha kapsamlı kanser kayıtçılığı başlatılmıştır. 2014 yılında Kanser İzleme Denetleme ve Eğitim Merkezi (KİDEM) ve Geçtiğimiz yıl sonuna doğru ise Ulusal Kanser Danışma Kurulu (UKDK) kurulmuştur. Ulusal Danışma Kurulunda kamu ve özel hastane, üniversite, sivil toplum örgütleri ve sağlık bakanlığı temsilcileri bulunmaktadır. Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde bu yılın başında Ulusal Tümör Konseyi kurularak hastalar daha organize bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır.

 

Birliğimizin de temsil edildiği Ulusal Kanser Danışma Kurulu’nun (UKDK) oluşumu ve çalışmalara başlaması iyi bir gelişmedir.  UKDK’ nun görevleri arasında, kanserden korunma, taramalar, erken tanı, eğitim , tedavi ve palyatif bakım konularında politikalar üretmektir.

 

Onkoloji hastanesi hizmete girmiştir. Hastalar ve personel memnundur. Toplantı odaları ile de hizmet vermektedir. Uzun yıllardan beridir yurt dışından gelip hizmet veren doktor arkadaşlarımız takdire şayandır.

 

Tüm bunlar yeterli midir? Hayır yeterli değildir. Kanserle savaşta kurumsallaşma şarttır. Hala kadroları belli, işleyişi yasa ve tüzüklerle belirlenmiş, bütçeye sahip bir kanserle savaş kurumumuz yoktur. Yataklı Kurumlar Dairesi Müdürlüğü’ne bağlı olarak 2014 yılında kurulan Kanser İzleme Ve Denetleme Merkezinin tüzüğü henüz hazırlanmış değildir. Kanser Hastalığı Bildirim Yasası hazırlandı. Ancak yasa geçmiş değildir. Bu yasa ilgili kurum ve kuruluşlarla hızla değerlendirilerek yasallaşması sağlanmalıdır. KANSER BİLDİRİMİ ZORUNLU HASTALIK HALİNE GETİRİLMELİDİR. Bu yasa kapsamında yer alan UKDK’nun görevleri, kadrosu yasal hale getirilmelidir. Kanser izleme denetleme ve eğitim merkezinin Kanserle savaşta ayrı bir bütçesi mutlaka olmalıdır. Veya bunların yerine yıllardır söylediğimiz Kanserle Savaş Dairesi kurulmalıdır. Bu daireyi kurmak belki zor olabilir. Ancak hükümetlerin tüm kanatları birlik olduğu taktirde başarılmayacak bir durum yoktur. Sağlı Bakanlığı her şeyi  tek başına yapamaz. Başta Maliye Bakanlığı olmak üzere diğer tüm bakanlıkların da destek olması gerekmektedir. Bu ülke hepimizindir. Gidecek başka ülkemiz de yoktur.

 

2012 verileri yeni açıklandı. Büyük emek harcanarak toplanan veriler başlangıç için önemlidir ancak yol gösterici olarak şu anda yeterli değildir. Bizim daha fazla zaman kaybetmeye vaktimiz yoktur. Bir an önce gerekli personel alımı sağlanarak 2016’ya kadar olan veriler bir an önce toplanarak ve işlenerek anlam ifade edecek epidemiyolojik harita çıkarılmalıdır.

 

Kanserden korunmada ve erken teşhiste son derece önemli olan taramalar istenilen düzeyde değildir. Taramaların etkin olabilmesi için, taranması gereken nüfusun en az %70’nin taranması gerekmektedir. Taramalarda aksama olmaması için gerekli personelin istihdam edilmesi ve bütçenin ayrılması gerekmektedir.

 

Kanserden korunmada neler yapabiliriz? Kanserin %30-35’inin tütün ve tütün ürünlerine bağlı olduğu düşünülürse, çıkarılan tütün ve tütün ürünlerinden korunma yasası uygulanmalı ve denetlenmeli, tütün profilinin çıkartılması için bilimsel çalışmalar teşvik edilmeli, tütünü bırakmak isteyenlere bu konuda yardımcı olunmalıdır. Bu konuda, sağlık bakanlığı tarafından danışma hattı kurulmalı, sigarayı bırakma poliklinikleri oluşturulmalı ve farkındalık yaratmaya devam edilmelidir. Vatandaşlarımız ise bu konuya ciddiyetle eğilmelidir.

 

Sağlıklı beslenme ve obezitenin azaltılması konularında özellikle ilkokuldan başlayarak çocukları bilgilendirmeye ve eğitmeye devam etmeli ve çocuklarımıza örnek olmalıyız. Ülkemizdeki beslenme alışkanlıkları ile kanser oluşumu arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmaların başlatılması ve teşvik edilmesi, toplumda sağlıklı beslenme bilincinin oluşturulması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını geliştirme ve obeziteyi önlemeye yönelik, fiziksel aktivite ve kilo kontrolü konularında poletikalar üretilmelidir.

 

Enfeksiyonlardan korunma önemlidir. Karaciğer kanserine neden olan Hepatit B virüsü için Hepatit B aşısı uygulamaları ülkemizde yaygın ve başarılı olarak sürdürülmektedir. Ülkemizde kan testleri ile tespit edilmeleri ve DNA laboratuarında doğrulama testleri başarıyla sürdürülmektedir.

Serviks kanserinin %90’nın üzerinde sebebi olan HPV virüsü için HPV  aşısının da devlet programına girmesi düşünülmelidir. HPV enfeksiyonundan korunma yolları ve toplum bilinçlendirilmesi yapılmalıdır.

 

Lenfomalara ve bazı sarkomların gelişmesinde etken olabilen HIV virüsünün bulaşma yolları ve yol  açabileceği hastalıklar konusunda toplum bilgilendirilmeli ve virüsün bulaştığı kişilerin sistem içerisinde gizlilik ilkelerine uyarak deşifre edilmeden ücretsiz olarak   takip ve tedavilerinin mümkün olduğu sıklıkla vurgulanmalıdır.

 

Mide kanserinin bugün oluşum mekanizmasında yer aldığı söylenen Heliobacter pilori enfeksiyonlarının bugün tanı ve tedavisi başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Halkın bu konularda da bilinçlendirilmesi devam edilmelidir.

 

Alkol  tüketimi   de kanser sebepleri arasında %  3-5 oranında rol oynar. Alkol tüketimi  farinks, larinks özefagus  ve ağız boşluğu kanseriler için risk oluşturur. Over, Meme ve barsak ve karaciğer kanserinin de alkolle ilişkisi olduğu bilinmektedir. Ülkemizde son yıllarda meyhane kültürünün ve yaygın alkol kullanımının  arttığı, normalmiş gibi gösterildiği, her marketin kapı girişlerinde boy boy gösterildiği ve satışa sunulduğu  göz önüne alındığında   kanser önleyici faaliyetler arasında alkol tüketiminin  azaltılmasına yönelik önlemler  de olmalıdır. Satışların çocuk ve gençlerin göremeyeceği lisansa tabi belli yerlerde yapılması gerekmektedir.

 

Sağlıklı gıdalara ulaşabilmek için, yasların ve tüzüklerin çıkartılması ve denetimlerin yapılması gerekmektedir. Devlet Laboratuvarının durumundan dolayı, aksayan Pestisit analizlerinin tekrar istenilen düzeye getirtilmesi için çalışmalar hızlandırılmalıdır. Ekim alanlarında toprak analizleri yapılması ve sağlıklı ekim alanlarının kullanılması önem arz etmektedir. Bitki Koruma Ürünleri Yasası çıkartılarak pestisitlerin kullanımı kontrol altına alınmalıdır. Tüm bunlardan daha iyi olanı ve ideali ise ORGANİK TARIMA GEÇİLMESİDİR. Organik tarıma geçilmesi durumunda pestisitlerden kaynaklanan kanser riski de ortadan kalkacaktır.

 

Son olarak ülkemizin akciğer kanserlerine neden olabilen asbestten arındırılması, hava kirliliğine engel olunması, hastanelerimizde X ışınlarına maruziyet açısından gereksiz radyolojik tetkiklerden kaçınılması, halkımızın fazla oranda güneşte kalmamaları deri kanserlerini önleme açısından önem arz etmektedir.

 

Tüm bu konularda, hep beraber gayret gösterip, bir bütünlük içerisinde sorunlarımızı çözmeli ve HER ALANDA KURUMSALLAŞMALIYIZ.

 

Saygılarımızla,

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)

Dr. Sonuç Büyük

(Genel Sekreter)

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0 / 1000 Karakter kısıtlaması
Metin uzunluğu 10-1000 karakter arasında olmalı
Yorumlarınız yönetici tarafından değerlendirilecek.
hizmet koşulları.

Yorumlar

  • Henüz hiç yorum yok